ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son görüşmesi, sadece sözlerle değil, beden diliyle de konuştu. ‘Yalancıların Beden Dili’ kitabının yazarı Dr. Lillian Glass, iki lider arasındaki tokalaşma, duruş ve bakışları mercek altına aldı. Glass’a göre, ‘Kelimeler yetmediğinde, beden dili durumu ortaya çıkarıyor.’ Peki, Trump ve Erdoğan’ın duruşları ne anlatıyor?
Tokalaşma ve güç gösterisi
Görüşmenin başında Trump’ın Erdoğan’ı tokalaşırken hafifçe kendine çekmesi, geleneksel bir güç hamlesi olarak yorumlandı. Ancak Erdoğan’ın sağlam duruşu ve geri çekilmemesi, bu girişimi karşılıksız bırakmadı. Dr. Glass, bu tür bir tokalaşmada ‘dominant el pozisyonu’nun genellikle karşı tarafı kontrol etme amacı taşıdığını belirtiyor. Ancak Erdoğan’ın omuzlarının dik olması ve göz temasını kesmemesi, bu hamleyi etkisiz kıldı. İki lider arasındaki fiziksel mesafe de dikkat çekiciydi: Trump daha yakın durarak samimiyet sinyali verirken, Erdoğan’ın hafif geride kalması resmiyeti koruma isteğini gösterdi.
Jestler ve mimikler
Toplantı sırasında Trump’ın sık sık kaşlarını kaldırması ve ellerini açarak konuşması, ‘açıklık ve güven’ işareti olarak değerlendirildi. Dr. Glass, bu jestlerin aslında karşısındakini ikna etme çabasından kaynaklandığını söylüyor. Öte yandan Erdoğan’ın daha az el hareketi yapması ve otururken hafif öne eğilmesi, ‘dikkat ve saygı’ göstergesiydi. Ancak bazı anlarda dudaklarını büzmesi, anlaşmazlık veya eleştiri anlarında kullanılan bir savunma mekanizması olarak yorumlandı. Özellikle Suriye konusu açıldığında Erdoğan’ın çenesini hafifçe öne çıkarması, kararlılık mesajı verdi.
Bakışlar ve gülümsemeler
İki lider arasında uzun süreli göz teması kaydedildi. Dr. Glass, bu tür bir temasın genellikle güç dengesi veya meydan okumayla ilişkili olduğunu ifade ediyor. Trump’ın zaman zaman başını çevirerek konuşması, ilgisizlik veya düşünme anı olarak yorumlanabilir. Erdoğan ise sabit bakışlarıyla dikkatli bir dinleyici olduğunu gösterdi. Gülümseme konusunda ise Trump’ın daha sık gülümsediği, ancak bu gülümsemelerin bazılarının sadece dudaklarda kaldığı, yani samimiyetsiz olduğu belirtildi. Erdoğan’ın gülümsemeleri daha seyrek ve kısa süreliydi, bu da ciddiyet vurgusu olarak değerlendirildi.
Sonuç olarak, iki liderin beden dili, bir yandan işbirliği arayışını, diğer yandan gizli rekabeti ortaya koydu. Dr. Glass, ‘Beden dili, kelimelerin yalan söyleyebileceği ama vücudun asla yalan söylemediği bir alan’ diyerek analizini tamamlıyor. Bu görüşme, diplomatik ilişkilerde sözsüz iletişimin önemini bir kez daha hatırlatıyor.