İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davada, aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 59 sanık, duruşmanın 17'nci haftasında hakim karşısına çıktı. Mahkeme başkanı ile İmamoğlu arasında yaşanan tartışma sonucunda İmamoğlu, duruşma salonundan çıkarıldı. Olay, adliye koridorlarında ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Mahkeme başkanından sert uyarı
Duruşmanın ilerleyen dakikalarında İmamoğlu'nun söz alma talebi mahkeme başkanı tarafından reddedilince tansiyon yükseldi. İmamoğlu'nun itirazları üzerine mahkeme başkanı, “Senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz” diyerek sert bir uyarıda bulundu. Bunun üzerine İmamoğlu, salonu terk etmek zorunda kaldı. Duruşma, kısa bir aranın ardından diğer sanıkların ifadeleriyle devam etti.
Davanın arka planı
İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması, 2022 yılında başlatılmış ve çok sayıda belediye yetkilisi ile iş insanının gözaltına alınmasıyla sonuçlanmıştı. İddianamede, İBB'nin ihale süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı, kamu kaynaklarının kişisel çıkarlar için kullanıldığı öne sürülüyor. İmamoğlu hakkında da “ihaleye fesat karıştırma” ve “zimmet” suçlamaları bulunuyor. İmamoğlu ise tüm suçlamaları reddederek, siyasi bir operasyonla karşı karşıya olduğunu savunuyor.
Dava sürecinde bugüne kadar pek çok tanık dinlendi, bilirkişi raporları alındı. Duruşma haftada bir kez devam ediyor ve önümüzdeki haftalarda tanık dinlemeleri sürecek. Sanık sayısının fazla olması nedeniyle duruşmaların birkaç ay daha sürmesi bekleniyor.
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu yargılandığı dava, siyasi kutuplaşmanın yoğun olduğu bir dönemde Türkiye gündeminde önemli yer tutuyor. İmamoğlu'nun avukatları, müvekkillerinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne sürerken, mahkeme ise yargılama sürecinin bağımsız olduğunu vurguluyor. Olayın ardından İmamoğlu'nun siyasi partisi ve bazı sivil toplum kuruluşları, duruşmadaki gelişmelere tepki gösterdi.
Bu tür gerilimler, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Mahkeme salonunda yaşananlar, yalnızca bir dava sürecinin değil, aynı zamanda Türkiye'deki siyasi iklimin de bir yansıması olarak değerlendirilebilir.