İstanbul'da düzenlenen NATO karşıtı eylemde gözaltına alınan yaklaşık 130 Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesinin gözaltı süreleri uzatıldı. Emniyette işlemleri devam eden TKP'lilerin adliyeye sevk edilmesi beklenirken, aynı eylemde gözaltına alınan Türkiye İşçi Partisi (TİP), Devrim Partisi, Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyeleri ile Halkevleri ve Öğrenci Kolektifleri üyesi 73 yurttaşın emniyette ifadelerine henüz başlanmadı. Ayrıca, farklı siyasi partilere mensup 8 avukatın adliyeye sevk edilmeden serbest bırakılmasına karar verildi.
Gözaltı süreleri uzatıldı, ifadeler alınmıyor
Edinilen bilgiye göre, 7 Kasım'da İstanbul'un çeşitli noktalarında NATO'nun genişleme politikalarını protesto eden gruplara yönelik polis operasyonunda toplam 203 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 130'u TKP üyesi olarak kaydedildi. Savcılık talimatıyla bu kişilerin gözaltı süreleri 4 gün daha uzatılırken, diğer siyasi parti ve oluşumlardan 73 kişinin emniyetteki işlemleri sürüyor. Hukuki süreçle ilgili bilgi veren avukatlar, müvekkillerinin ifade vermek istediğini ancak polisin bu talebi henüz işleme koymadığını belirtti. Öte yandan, eylemin planlayıcıları arasında olduğu iddia edilen 8 avukatın ise herhangi bir sorguya tabi tutulmadan serbest bırakılması dikkat çekti.
Nedenleri ve bağlam
NATO karşıtı eylem, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası NATO'nun Doğu Avrupa'daki askeri varlığını artırmasına ve Türkiye'nin bu süreçte üstlendiği role tepki olarak düzenlenmişti. Sol siyasi partilerin öncülüğünde gerçekleşen protestolarda 'NATO'yu defediyoruz' sloganı atılmıştı. Barışçıl geçen eylem sonrası polis, 'Kanunsuz toplantı ve yürüyüş' ile 'Toplantı ve gösteri yürüyüşü kanununa muhalefet' suçlamalarıyla geniş çaplı bir operasyon başlatmıştı. Operasyonun ardından İstanbul Barosu, gözaltıların hukuka aykırı olduğunu belirterek sürece müdahil oldu. Avukatların serbest bırakılması, diğer gözaltıların ise uzatılması, kamuoyunda farklı yorumlara neden oldu.
NATO karşıtı eylemlerin Türkiye'deki siyasi yansımaları uzun süredir tartışılıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak ittifakın genişleme politikalarını desteklerken, sol partiler bu politikaların barışa hizmet etmediğini savunuyor. Özellikle Ukrayna savaşı sonrası NATO'nun Baltık ülkelerine yönelik askeri takviyesi, Türkiye'deki sol partiler tarafından 'savaş kışkırtıcılığı' olarak nitelendiriliyor. Bu bağlamda, 2024 yılında düzenlenen eylemlerin kitleselleşmesi, hükümetin muhalefet partilerine yönelik baskısını artırdığı iddialarını beraberinde getirdi.
Gözaltı sürelerinin uzatılması ve ifadelerin alınmaması, hukuki sürecin şeffaflığı konusunda soru işaretleri yaratıyor. Avukatlar, müvekkillerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu ancak uzun süreli gözaltının psikolojik baskı oluşturduğunu ifade ediyor. Tahliye taleplerinin reddedilmesi halinde, konunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşınabileceği belirtiliyor.
Yaklaşık 130 TKP üyesi için gözaltı süresinin 4 gün daha uzatılması, siyasi bir müdahale olarak yorumlanabilir. Zira, TKP'nin son dönemdeki kitlesel eylemleri ve özellikle gençlik kollarının aktifliği, partiye yönelik bir operasyon ihtimalini akla getiriyor. Ancak, 8 avukatın serbest bırakılması, hukuki alanın tamamen kapanmadığına dair bir işaret olarak değerlendirilebilir. Nihayetinde, bu süreç Türkiye'de ifade özgürlüğü ve toplanma hakkının sınırlarına dair önemli bir test niteliği taşıyor.