NATO, son günlerde Genel Sekreter Mark Rutte’nin İran’a yönelik operasyonlarda kullanıldığını söylediği 5 bin uçuşla ilgili çarpıcı bir düzeltme yaptı. NATO Sözcüsü Allison Hart, konuya ilişkin Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında, “Genel Sekreter’in bahsettiği uçaklar İtalya’daki üslerden havalanmış ve ABD’nin talebi üzerine gerçekleştirilmiştir. Bu uçuşlar NATO’nun resmi bir operasyonu değildir” ifadelerini kullandı. Hart, Rutte’nin daha önceki açıklamasının yanlış anlaşıldığını savundu.
Rutte’nin sözleri nasıl anlaşıldı?
Geçtiğimiz hafta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ABD’nin İran’a yönelik hava saldırıları sırasında İtalya hava sahası üzerinden 5 bin uçuş yapıldığını belirtmiş, bu ifadeler uluslararası kamuoyunda endişeye yol açmıştı. Rutte, “ABD ve İsrail ortak operasyonlarında, savaşın ilk 12 saatinde 5 bin uçuş gerçekleşti” demişti. Bu açıklama, İran ile ABD arasında artan gerilim döneminde tansiyonu daha da yükseltmişti.
NATO’nun netleştirmesi
Sözcü Hart, “Bu uçuşların tamamı insansız hava araçlarına ait ve keşif amaçlıydı. Hiçbir NATO üyesi ülke doğrudan saldırıya katılmamıştır” diyerek ittifakın savaşta taraf olmadığını vurguladı. Hart, uçuşların hava savunma sistemlerinin test edilmesi amacıyla da kullanılmış olabileceğini söyledi.
Haberin yayılmasının ardından İtalya Savunma Bakanlığı, ülkesinin tüm uçuşların NATO standartlarına uygun olduğunu ve operasyonun bağımsız bir NATO misyonu kapsamında yapılmadığını duyurdu. Bakanlık, “İtalya, hava sahasını yalnızca ABD’nin belirlediği koşullar altında kullandırtmıştır” açıklamasında bulundu.
İran’dan sert tepki
İran Dışişleri Bakanlığı, Rutte’nin ilk açıklamasını “provokatif” olarak nitelendirmiş ve NATO’yu bölgede askeri varlık artırmakla suçlamıştı. Düzeltmenin ardından Tahran’ın daha temkinli bir tutum sergilemesi bekleniyor. Bölgedeki analistler, bu tür yanlış anlaşılmaların taraflar arasında kriz riskini artırabileceği konusunda uyarıyor.
Bağımsız değerlendirmelere göre, NATO’nun yaptığı düzeltme ittifakın krizi yönetme kabiliyetini ortaya koyarken, İran ile ABD arasındaki doğrudan diyaloğun önemini de bir kez daha gündeme taşımıştır.