Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ailesi ve iş insanları hakkında ‘suç örgütü kurma ve yönetme’ iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Belediye avukatları tarafından hazırlanan dilekçede, Gökçek döneminde belediye kaynaklarının usulsüz şekilde kullanıldığı ve ihalelerin belirli kişilere verildiği öne sürüldü.
Suç Duyurusunun Kapsamı
Ankara Büyükşehir Belediyesi avukatı Nadi Türkaslan tarafından verilen suç duyurusunda, eski Başkan Melih Gökçek’in yanı sıra eşi Nevin Gökçek, oğulları Osman Gökçek ve Ahmet Gökçek ile Beyaz TV Ankara yetkilileri ve Osmanlıspor kulüp yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin ‘suç örgütü’ oluşturduğu belirtildi. Dilekçede, bu yapının belediye ihalelerine fesat karıştırdığı ve kamu kaynaklarını kendi çıkarları için kullandığı iddia edildi.
İddialara göre, Melih Gökçek döneminde belediyeye ait şirketler ve iştirakler üzerinden usulsüz para transferleri yapıldı, ihalelerde torpil yapıldı ve şirketler aracılığıyla kara para aklama faaliyetleri yürütüldü. Suç duyurusunda, özellikle 2014-2017 yılları arasında gerçekleşen metro, yol yapımı ve temizlik ihalelerinde, belirlenen firmaların ihaleyi kazandığı ve bu firmaların Gökçek ailesiyle bağlantılı olduğu kaydedildi.
Soruşturma Nasıl Başladı?
Bu gelişme, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin geçtiğimiz aylarda yaptığı iç denetim raporunun ardından geldi. Raporda, Gökçek dönemine ait belediye kayıtlarında çok sayıda usulsüz işlem tespit edilmiş ve bu bulgular savcılığa iletmişti. Belediye Başkanı Mansur Yavaş, daha önce yaptığı açıklamalarda, “Kentimizin kaynaklarının nasıl yağmalandığını ortaya çıkaracağız” diyerek hukuki sürecin takipçisi olacağını belirtmişti.
Melih Gökçek ise suç duyurusuna tepki olarak sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu iddialar tamamen asılsızdır. Ben ve ailem onurumuzla mücadele ediyoruz. Bu suçlamalar siyasi bir komplodan başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı. Gökçek’in avukatlarının ise yarın savcılığa giderek ifade vereceği öğrenildi.
Osmanlıspor ve Beyaz TV Bağlantısı
Suç duyurusunda dikkat çeken bir diğer nokta ise Beyaz TV Ankara ve Osmanlıspor kulübü yöneticilerine yer verilmesi. İddiaya göre, Gökçek ailesinin medya ve spor alanındaki yatırımları aracılığıyla kamuoyunu etkileme ve itibar kazanma amacı güttüğü belirtiliyor. Ayrıca, Osmanlıspor’a belediye kaynaklarından yapılan sponsorluk ödemelerinin miktarı ve bu ödemelerin karşılığında kulüp yönetimine atanan isimlerin Gökçek ailesinin talimatıyla hareket ettiği öne sürülüyor.
Özellikle, Osmanlıspor'un 2015-2016 sezonunda UEFA Avrupa Ligi'ne katılımı sürecinde yapılan harcamalar da mercek altına alındı. Dilekçede, kulübe aktarılan kaynakların yolsuzluk ve usulsüzlük kapsamında değerlendirilebileceği kaydedildi.
Hukuki Süreç ve Beklentiler
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın suç duyurusunu kabul edip etmeyeceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Uzmanlar, “suç örgütü” iddiasının güçlü bir hukuki altyapıya dayandırılması durumunda, dosyanın geniş kapsamlı bir soruşturmaya dönüşebileceğini ifade ediyor. Ayrıca, dosyada adı geçen kişilerin ifadelerinin alınması ve belediye kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması bekleniyor.
Bu gelişme, Ankara siyasetinde yankı uyandırdı. Muhalefet partileri, suç duyurusunu “kamu vicdanının gereği” olarak değerlendirirken, iktidara yakın çevreler ise “zamanında başlatılmamış bir soruşturmanın siyasi malzeme yapıldığını” savunuyor.
Melih Gökçek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini 1994-2017 yılları arasında yaklaşık 23 yıl boyunca sürdürmüş, bu süre içinde pek çok tartışmalı projeye imza atmıştı. Mansur Yavaş'ın 2019 yerel seçimlerinde belediye başkanı seçilmesiyle birlikte, Gökçek dönemine ait usulsüzlük iddiaları gündeme gelmeye başlamıştı. Bu soruşturma, belediye tarihindeki en kapsamlı yolsuzluk iddialarından biri olarak nitelendiriliyor.
Yaşanan bu hukuki sürecin, Türkiye'de yerel yönetimlerdeki kamu kaynaklarının denetimi açısından önemli bir örnek teşkil etmesi bekleniyor. Uzmanlar, belediyelerin şeffaflığı ve hesap verebilirliği konusunun her geçen gün daha fazla önem kazandığını, bu tür suç duyurularının toplumun kamuya olan güvenini de etkilediğini belirtiyor. Karar mercilerin vereceği hüküm, sadece bireysel bir sorumluluğu değil, aynı zamanda kurumsal bir yönetim anlayışının da testini ortaya koyacak.