Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı Utanç Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Komitesi, İsrail'deki mevcut hükümet döneminde yaklaşık 109 bin 141 dönüm Filistin toprağının gasp edildiğini bildirdi. Komite tarafından yapılan açıklamada, bu toprakların büyük bir kısmının Batı Şeria'da bulunduğu ve İsrail'in yasa dışı yerleşim politikaları çerçevesinde ele geçirildiği belirtildi. Açıklamada, söz konusu gaspın uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı olduğu vurgulandı.
Gasp edilen toprakların boyutu ve etkileri
Komite raporuna göre, İsrail'in mevcut hükümetinin göreve başladığı tarihten bu yana geçen sürede gasp edilen 109 bin 141 dönüm arazi, Filistinlilerin yaşam alanlarını ciddi şekilde daraltıyor. Bu toprakların büyük çoğunluğu tarım arazisi olarak kullanılırken, bir kısmı da yerleşim birimlerinin genişletilmesi için tahsis edildi. Rapor, gasp edilen toprakların yaklaşık yüzde 70'inin Batı Şeria'nın C bölgesinde yer aldığını, bu bölgenin İsrail'in tam kontrolü altında olduğunu ve Filistinlilerin inşaat ya da tarım faaliyetleri için izin almasının neredeyse imkânsız olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu durumun Filistinlilerin yerinden edilmesine ve ekonomik olarak zayıflamasına yol açtığını, iki devletli çözümün önündeki en büyük engellerden birini oluşturduğunu ifade ediyor.
Uluslararası tepkiler ve hukuki boyut
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, İsrail'in yerleşim politikalarını defalarca kınamış, bu faaliyetlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgede barışı tehdit ettiğini belirtmiştir. 2016'da kabul edilen BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında kurduğu yerleşim birimlerinin "saldırganlık niteliği taşıdığını" ve "hiçbir şekilde tanınmayacağını" hükme bağlamıştır. Ancak İsrail'in bu karara rağmen yerleşim faaliyetlerini sürdürmesi, uluslararası toplumun tepkisini çekmeye devam ediyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) de İsrail'in işgal altındaki topraklarda savaş suçu işlediği iddialarıyla ilgili soruşturma yürütüyor. FKHÖ komitesi, bu raporun UCM'ye sunulacağını ve İsrailli yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunulacağını açıkladı.
Bölgedeki ekonomik ve sosyal yansımalar
Toprak gaspı, Filistin ekonomisi üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Gasp edilen tarım arazileri, Filistinli çiftçilerin geçim kaynaklarını kaybetmesine neden olurken, yerleşim birimlerinin genişlemesi Filistinlilerin hareket özgürlüğünü kısıtlıyor ve su kaynaklarına erişimini engelliyor. Filistin Merkezi İstatistik Bürosu verilerine göre, Batı Şeria'daki Filistinlilerin yüzde 22'si sınır kapılarının ve kontrol noktalarının kapalı olması yüzünden tarım alanlarına ulaşamıyor. Ayrıca, İsrail yerleşimlerinin güvenliği için inşa edilen ayrım duvarı, yaklaşık 85 bin Filistinliyi ana yerleşim birimlerinden koparıyor ve bu kişilerin günlük yaşamlarını olumsuz etkiliyor. Bu durum, bölgedeki sosyal dokuyu zayıflatıyor ve Filistinliler arasında derin bir hayal kırıklığı yaratıyor. Ekonomistler, toprak gaspının Filistin ulusal ekonomisine yıllık maliyetinin milyarlarca dolar olduğunu tahmin ediyor.
Bağımsız değerlendirme
Bu son rapor, İsrail'in mevcut hükümetinin izlediği politikanın ne denli yıkıcı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uluslararası toplumun kınama açıklamaları ne yazık ki caydırıcı olmaktan uzak. Filistinlilerin topraklarına el konulması, sadece bir mülkiyet ihlali değil; aynı zamanda bir devletin varlığını inkâr etme girişimidir. İki devletli çözümün önündeki en büyük tehdit olmaya devam eden bu gasp politikalarına karşı etkili yaptırımların devreye sokulması, uluslararası hukuk ve adaletin gereği olarak öne çıkıyor.