Orta Doğu'da bir süredir durağanlaşan ancak gerginliğini koruyan atmosfer, gece saatlerinde yeniden alevlendi. Bölgeden art arda patlama sesleri yükselirken, ABD'nin son saldırılarına İran'dan misilleme geldi. ABD Başkanı Donald Trump ise gece yarısı İran halkına ayaklanma çağrısında bulundu. Bölgede tansiyonun yeniden yükselmesi, uluslararası toplumda endişeye yol açtı.
Gece Yarısı Patlama Sesleri
Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, gece 02.00 sıralarında İran'ın batı sınırına yakın bölgelerde ve Irak'ın kuzeyinde şiddetli patlamalar meydana geldi. Patlamaların ABD'ye ait insansız hava araçlarıyla gerçekleştirildiği öne sürülürken, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı askeri üslerin hedef alındığı bildirildi. İran resmi ajansı İRNA, saldırılarda en az iki askerin hayatını kaybettiğini, dört kişinin yaralandığını duyurdu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Patlamaların hemen ardından İran'a ait balistik füzelerin İsrail ve ABD'nin bölgedeki bazı üslerine doğru fırlatıldığı görüldü. İran Devrim Muhafızları'ndan yapılan açıklamada, 'ABD'nin son saldırılarına karşılık olarak İsrail'in Hayfa kenti ve ABD'nin Irak'taki Ayn el-Esad üssü hedef alınmıştır' ifadelerine yer verildi. İsrail ordusu, füzelerin büyük bir kısmının hava savunma sistemleri tarafından imha edildiğini, ancak bazılarının açık alanlara düşerek maddi hasara yol açtığını açıkladı.
Trump'tan Tarihi Çağrı
Gelişmelerin ardından ABD Başkanı Donald Trump, gece yarısı Twitter (X) hesabından bir dizi paylaşım yaptı. Paylaşımlarında, 'İran halkı için büyük bir gün olabilir. Yönetiminiz sizi savaşa sürüklüyor. Ayaklanın ve özgürlüğünüzü kazanın. ABD sizi her zaman destekleyecektir' ifadelerini kullandı. Trump, ayrıca İran'ın dini lideri Ali Hamaney'i hedef alarak 'Bu rejim sona ermek üzere' dedi.
Trump'ın bu açıklamaları, İran yönetimi tarafından sert bir dille kınandı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, 'ABD başkanının bu açıklamaları uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve iç işlerimize bariz bir müdahaledir' şeklinde konuştu. Öte yandan İran'da bazı muhalif grupların sosyal medya üzerinden gösteri çağrısı yaptığı görüldü, ancak sokaklarda henüz geniş çaplı bir hareketlilik yaşanmadı.
Uluslararası Tepkiler
Yaşanan gerginlik, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, tüm taraflara itidal çağrısında bulunarak, 'Bölgesel bir çatışmanın eşiğindeyiz. Gerilimi artıracak adımlardan kaçınılmalıdır' dedi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, acil bir video konferans toplantısı çağrısı yaptı. Rusya ve Çin ise ABD'yi sorumlu tutarak, 'Orta Doğu'da ateşe benzin dökmekten kaçının' uyarısında bulundu.
Türkiye'den de konuya ilişkin açıklama geldi. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, 'Türkiye, bölgesinde kalıcı barış ve istikrarın tesisi için büyük önem atfetmektedir. Orta Doğu'da tansiyonun yükselmesine yol açacak her türlü adımı endişeyle karşılıyoruz. Tarafları sağduyuya davet ediyoruz' denildi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kaynakları ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın mevkidaşlarıyla telefon görüşmeleri yaparak gerginliğin düşürülmesi için arabuluculuk çabalarını sürdürdüğünü aktardı.
Bölgedeki Son Durum ve Tarihsel Bağlam
Bu sabah itibarıyla bölgede sınırlı ateşkese rağmen gerginlik sürüyor. İran, Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğine yönelik denetimleri artırdığı duyururken, ABD Donanması'na bağlı bir uçak gemisi grubunun Basra Körfezi'ne doğru hareket ettiği bildirildi. Enerji piyasalarında ise petrol fiyatları yüzde 5'in üzerinde bir artışla Brent petrolün varili 85 dolar seviyesini aştı. Uzmanlar, bu durumun küresel ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini ve yeni bir petrol krizine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Orta Doğu, tarih boyunca büyük güçlerin çıkar çatışmalarının yaşandığı bir coğrafya olmuştur. 1979 İslam Devrimi'nden bu yana ABD ile İran arasındaki düşmanlık, bölgesel dengeleri belirleyen temel unsurlardan biri olmuştur. Son olarak 2020 yılında Kasım Süleymani'nin ABD hava saldırısıyla öldürülmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Şimdi ise nükleer müzakerelerin çıkmaza girdiği bir dönemde yaşanan bu yeni kriz, bölgede kalıcı bir çatışma riskini yeniden gündeme taşımıştır.
Bu gelişmeler ışığında, Orta Doğu'nun kaderinin yalnızca süper güçlerin stratejik hesaplarına bırakılmaması gerektiği aşikardır. Bölgesel aktörlerin diyalog mekanizmalarını harekete geçirmesi, savaş sarmalını önlemenin tek yoludur. Aksi takdirde, her gece duyulacak patlama sesleri, milyonlarca insanın kâbusu olmaya devam edecektir.