İran, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın yeniden gemi trafiğine açılması için iki koşul öne sürdü: Lübnan’daki ateşkese tam uyulması ve İran petrolünün satışına uluslararası muafiyet tanınması. Tasnim Haber Ajansı’na konuşan bir kaynak, bu şartlar sağlanana kadar boğazın kapalı kalacağını duyurdu. Açıklama, bölgede tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde geldi.
Hürmüz Boğazı neden önemli?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Denizi’ni birbirine bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapan kritik bir su yoludur. İran, uzun süredir bu boğazı jeopolitik bir koz olarak kullanmakla tehdit ediyor. Son olarak İsrail-Hizbullah çatışmaları ve İran’ın nükleer programına yönelik yaptırımların sıkılaştırılması, Tahran’ı bu tür stratejik hamlelere itiyor.
Lübnan bağlantısı
Kaynak, Lübnan’daki ateşkesin hâlâ kırılgan olduğunu ve İran’ın müttefiki Hizbullah’ın güvenliğinin garanti altına alınması gerektiğini vurguladı. İran, ateşkes ihlallerinin devam etmesi halinde boğaz trafiğini yeniden başlatmayacağını belirtti.
Petrol muafiyeti talebi
Tahran, ayrıca petrol ihracatına yönelik ABD liderliğindeki yaptırımlardan muaf tutulmasını istiyor. İranlı yetkililer, geçmişte de benzer dönemlerde muafiyet elde etmek için boğazı koz olarak kullanmıştı. Bu talep, küresel enerji piyasalarında tedirginlik yaratırken petrol fiyatlarında kısa süreli artış gözlendi.
Uluslararası tepkiler
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, İran’ın bu tür şantaj taktiklerine yanaşmayacaklarını, deniz güvenliğinin sağlanması için uluslararası koalisyonun hazır olduğunu söyledi. Suudi Arabistan ve BAE, boğazın kapalı kalmasının tüm bölgeyi olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu.
Bölgesel denklem
Analistler, İran’ın bu hamlesinin aynı zamanda müzakerelerde elini güçlendirme girişimi olduğunu yorumluyor. Nükleer müzakerelerin yeniden başlaması ve yaptırımların hafifletilmesi için İran’ın sahada yarattığı gerilimi kullandığı biliniyor. Ancak bu kez hedef sadece nükleer dosya değil, aynı zamanda bölgesel nüfuz mücadelesi.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açma koşulları, uluslararası toplum için karmaşık bir diplomatik denklem oluşturuyor. Tahran’ın bir yandan nükleer dosyada esneklik sinyali verirken öte yandan bölgesel krizleri fırsata çevirme politikası, önümüzdeki günlerde bölgedeki dengeleri belirleyecek.