İran basınında yer alan haberlere göre, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının devam etmesi halinde İran, Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutmaya devam edecek. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolu, bölgesel gerilimlerin odağında yer alıyor. Tahran yönetimi, daha önce de benzer tehditlerde bulunmuş ancak bu kez süreklilik vurgusu yapması dikkat çekiyor.
Petrol piyasaları alarmda
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olabilir. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin ham petrol varil fiyatını 100 doların üzerine taşıyabileceğini belirtiyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi üreticiler, alternatif güzergahlar üzerinde çalışsa da mevcut altyapı boğazın önemini azaltmıyor. İran ise bölgedeki askeri varlığını artırarak ablukayı fiilen uygulayabileceğini sinyaliliyor.
Diplomatik kriz büyüyor
İsrail'in Lübnan'da Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonları, İran'ı doğrudan tehdit altında hissettiriyor. Tahran, Hizbullah'ı stratejik müttefiki olarak görürken, Lübnan'daki çatışmaların yayılmasından endişe ediyor. Bu nedenle boğazın kapatılması, yalnızca ekonomik bir silah değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj olarak yorumlanıyor. Batılı ülkeler, İran'a yaptırım tehditlerini yinelerken, Rusya ve Çin ise diyalog çağrısı yapıyor.
Geçmişten günümüze Hürmüz gerilimleri
İran, 2018'de de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından benzer bir tehditte bulunmuş ancak uygulamaya geçmemişti. Bu kez İran Devrim Muhafızları'nın açıklamaları, tehdidin daha somut olduğunu gösteriyor. Deniz ticareti sigorta primleri şimdiden yükselirken, küresel enerji şirketleri acil durum planlarını devreye soktu. Bölge ülkeleri ise gerilimin daha da tırmanmaması için arabuluculuk girişimlerini hızlandırdı.
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, yalnızca İran ve komşularını değil, başta Çin, Japonya ve Hindistan olmak üzere Asya'nın büyük ekonomilerini de etkileyecektir. Petrole bağımlı bu ülkeler, alternatif tedarik yolları bulmakta zorlanırken, küresel resesyon endişeleri yeniden gündeme gelebilir. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler de bu gelişmelerden doğrudan etkilenecek.