Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’nin yapım ihalesinin kanuna aykırı şekilde pazarlık usulüyle yapıldığını, ihaleye yalnızca AKP tarafından davet edilen şirketlerin katıldığını ve ihaleyi Rönesans İnşaat’ın kazandığını öne sürdü. Yavuzyılmaz, sürecin şeffaflıktan uzak olduğunu ve kamu kaynaklarının doğru kullanılmadığını belirtti.
Pazarlık usulü ihale ve davet listesi
Yavuzyılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, Dicle Üniversitesi’nin ihalesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda belirtilen istisnai durumlar dışında pazarlık usulüyle yapılamayacağını hatırlattı. İhaleye davet edilen firma listesinin sınırlı olduğunu belirten Yavuzyılmaz, “İhaleye sadece AKP’nin belirlediği şirketler katılabildi. Bu, rekabeti ortadan kaldırmış ve kamu yararına aykırıdır” dedi. İddiaya göre, ihale sürecinde sadece üç firma teklif verdi ve bunlar arasından en düşük teklifi veren Rönesans İnşaat işi üstlendi. İhale bedeli olarak kamuoyuna yansıyan rakam ise 1,2 milyar TL’yi buluyor.
Rönesans İnşaat’ın önceki ihaleleri
Rönesans İnşaat, daha önce de birçok kamu ihalesini üstlenmiş bir firma. Firma, özellikle sağlık alanındaki projeleriyle biliniyor. Ancak Yavuzyılmaz, firmanın AKP’ye yakınlığıyla eleştirildiğini ve daha önce de benzer usulsüzlük iddialarıyla gündeme geldiğini ifade etti. CHP’li vekil, sürecin yargı denetimine açık olduğunu ancak ihale komisyonunun bağımsız hareket etmediğini savundu.
CHP’den soru önergesi
Yavuzyılmaz, konuyu Meclis gündemine taşıyacağını ve Sağlık Bakanı ile Hazine ve Maliye Bakanı’nın yanıtlaması için soru önergesi vereceğini duyurdu. Ayrıca Kamu İhale Kurumu’nun konuyla ilgili inceleme başlatması gerektiğini belirtti. İddialar üzerine Dicle Üniversitesi’nden henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Bağımsız değerlendirme
Kamu ihalelerinde şeffaflık ve rekabetin sağlanması, hem kaynakların verimli kullanımı hem de yolsuzlukların önlenmesi açısından hayati önem taşıyor. Dicle Üniversitesi ihalesiyle ilgili iddialar, ihale sürecinde keyfi uygulamaların devam ettiği endişesini artırıyor. Benzer tartışmalar, geçmişte birçok kamu ihalesinde yaşanmış; ancak çoğu zaman yaptırım uygulanmamıştı. Bu dosyanın takipçisi olmak ve bağımsız denetim mekanizmalarının harekete geçmesini sağlamak, hukukun üstünlüğü ve kamu yararı için bir gereklilik.