Bank of America (BofA), Türkiye ekonomisine ilişkin 2026 yılı makro tahminlerini güncelledi. ABD merkezli yatırım bankası, düşük petrol fiyatlarının makroekonomik baskıları hafifletmesiyle cari açık beklentisini 60 milyar dolardan 52 milyar dolara, enflasyon tahminini ise yüzde 30'dan yüzde 29,5'e düşürdü. Revizyon, Türkiye'nin enerji ithalatındaki maliyet avantajına dayanıyor.
Cari açıkta 8 milyar dolarlık iyileşme
BofA analistleri, küresel petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye gibi net enerji ithalatçısı ülkelerde dış dengeyi olumlu etkilediğini vurguladı. Yeni tahminle birlikte 2026 yılı cari açığının GSYH'ye oranının yüzde 4,5 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. Önceki tahmin yüzde 5,2 seviyesindeydi. Raporda ayrıca turizm gelirlerindeki toparlanma ve ihracatın ılımlı seyri de cari açıktaki iyileşmeye katkı sağlayan unsurlar olarak sıralandı.
Enflasyon beklentisi yarım puan düştü
Enflasyon cephesinde ise BofA, 2026 yıl sonu TÜFE tahminini yüzde 30'dan yüzde 29,5'e indirdi. Banka, enerji maliyetlerinin yanı sıra sıkı para politikasının gecikmeli etkilerinin fiyat baskılarını hafifleteceğini öngörüyor. Ancak yüzde 29,5 seviyesi hâlâ Merkez Bankası'nın orta vadeli hedefinin üzerinde. Analistler, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürmesi durumunda 2027'de tek haneli rakamların görülebileceğini belirtti.
Petrol fiyatları ve küresel görünüm
BofA raporunda, Brent petrolün varil fiyatının 2026 yılında ortalama 70 dolar civarında seyredeceği varsayımı kullanıldı. ABD'deki arz artışı ve OPEC+'ın üretim kararları petrol fiyatlarını aşağı çekerken, jeopolitik riskler nedeniyle oynaklık devam ediyor. Türkiye'nin enerji ithalat faturasının 2026'da yaklaşık 10 milyar dolar azalması bekleniyor. Bu da cari dengeye doğrudan yansıyor.
Bağımsız değerlendirme
BofA'nın revizyonu, uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye yönelik iyimserliğinin arttığının bir göstergesi olsa da, enflasyon ve cari açık sorunlarının köklü çözümler gerektirdiği unutulmamalıdır. Düşük petrol fiyatları geçici bir avantaj sağlarken, yapısal reformların hayata geçirilmemesi durumunda kırılganlıklar devam edecektir. Özellikle yüksek tüketim eğilimi ve tasarruf oranlarının düşüklüğü, Türkiye'nin dış dengesini uzun vadede tehdit etmektedir.