İşgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı Bizarya beldesinde, sabaha karşı Filistin topraklarını gasbeden İsrailli yerleşimciler, bir camiyi kundaklama girişiminde bulundu. Saldırganlar, cami duvarlarına ırkçı ifadeler ve Yahudi sembolleri çizerek, bölgede korku ve endişe yarattı. Olayda can kaybı yaşanmazken, camide maddi hasar meydana geldi.
Saldırının Detayları
Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın bildirdiğine göre, saldırı gece saatlerinde gerçekleşti. Yerleşimciler, camiye molotof kokteyli atarak yangın çıkarmaya çalıştı. Köylülerin erken fark etmesiyle yangın büyümeden söndürüldü. Ancak cami duvarlarına sprey boya ile 'Bana kızgın mısın?' ve 'Savaş' gibi İbranice yazılar ile Davud Yıldızı çizildi. Ayrıca, caminin dış cephesinde kısmen yanık izleri oluştu.
Bizarya Belediye Başkanı Murad Butaji, yaptığı açıklamada, saldırının yerleşimcilerin sistematik tacizinin bir parçası olduğunu belirterek, 'Bu sadece bir camiye saldırı değil, Müslümanların ibadet özgürlüğüne ve Filistin halkının varlığına yönelik bir terör eylemidir. Bu saldırılar, uluslararası toplumun sessizliği nedeniyle artarak devam ediyor' dedi.
Filistinlilerden Tepki
Olayın ardından bölge halkı camide toplanarak saldırıyı protesto etti. Nablus Valiliği, saldırıyı kınayan bir açıklama yaparak, İsrail güvenlik güçlerinin yerleşimcilere göz yumduğunu ve bunun 'devlet destekli bir suç' olduğunu savundu. Valilik ayrıca, uluslararası kuruluşları ve insan hakları örgütlerini Filistinlileri korumaya çağırdı.
Filistin Dışişleri Bakanlığı ise olayı 'savaş suçu' olarak nitelendirdi ve İsrail hükümetinin yerleşimci şiddetini önlemek için somut adımlar atmadığını kaydetti. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 'Bu saldırı, İsrail'in işgal politikalarının bir sonucudur. Yerleşimcilerin bu tür eylemleri, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. İsrail hükümeti derhal bu suçları durdurmalı ve failleri yargı önüne çıkarmalıdır' denildi.
İşgal ve Yerleşimci Şiddeti Bağlamı
İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği Batı Şeria'da yerleşimci nüfusu her geçen gün artıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bugün itibarıyla Batı Şeria'da 450 binden fazla İsrailli yerleşimci yaşıyor. Bu yerleşimciler, uluslararası hukuka göre yasa dışı olarak kabul ediliyor; ancak İsrail bu yerleşimleri gevşek bir şekilde kontrol ediyor ve çoğu zaman yerleşimcilerin saldırılarına göz yumuyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, bu yılın ilk altı ayında Batı Şeria'da yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik 400'den fazla şiddet olayına karıştığını, bunun son beş yılın en yüksek rakamı olduğunu raporladı.
Bu tür kundaklama ve ibadethane saldırıları, daha önce de yaşanmıştı. 2022 yılında Batı Şeria'nın Cübara köyündeki bir cami, yerleşimciler tarafından ateşe verilmiş ve duvarlarına 'İslam'a Ölüm' yazılmıştı. Benzer olaylar, camiler dışında kiliselere ve Müslüman mezarlıklarına da yönelik gerçekleşmişti. Bu saldırılar, 'terör saldırısı' olarak nitelendirilmekte ve İsrail'in aşırı sağcı gruplarının ve bazı yerleşimci gençlerin, 'fiyat etiketi' (price tag) adı verilen bir politika çerçevesinde, Filistinlilere yönelik herhangi bir kısıtlamaya veya yerleşimlerden tahliye kararına misilleme olarak yapıldığı biliniyor. Ancak İsrail makamları, çoğu zaman bu saldırıların faillerini bulmakta yetersiz kalıyor veya yeterince soruşturma yürütmüyor.
Son olayda, İsrail polisi ve ordu birimleri bölgeye giderek inceleme başlattı. Olayla ilgili şüpheli olarak birkaç kişi gözaltına alındı ancak kimlikleri açıklanmadı. Filistinli yetkililer ise, gözaltıların 'göstermelik' olduğunu ve faillerin kısa süre içinde serbest bırakılacağını iddia etti. Daha önceki benzer vakalarda gözaltına alınan yerleşimcilerin çoğu, yargılanmadan serbest bırakılmıştı.
Uluslararası Tepkiler ve İnsan Hakları Örgütleri
Uluslararası toplumdan olaya ilişkin kınama mesajları geldi. Avrupa Birliği'nin Filistin'deki temsilciliği, bir açıklama yaparak, 'İbadethanelere yönelik saldırılar kabul edilemez. İsrail hükümeti, tüm vatandaşlarının güvenliğini sağlamakla yükümlüdür ve bu tür şiddet olaylarını önlemek için etkili adımlar atmalıdır' dedi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ise, bu saldırının, yerleşimcilerin sistemli şiddetinin bir göstergesi olduğunu ve İsrail'in işgalci güç olarak Filistinlileri koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirtti.
BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, 'İbadethanelere yönelik her türlü saldırıyı şiddetle kınıyorum. Yerleşimcilerin artan şiddeti ve cezasızlık, bölgedeki güvenlik durumunu daha da kötüleştiriyor. İsrail makamları, failleri adalet önüne çıkarmalı ve bu tür eylemleri önlemek için kararlı adımlar atmalıdır' ifadelerine yer verdi.
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasında tansiyonun her geçen gün yükseldiği bir dönemde gerçekleşti. Özellikle Ramazan ayında Mescid-i Aksa'da artan gerginlikler ve Gazze'de devam eden abluka, bölgede zaten hassas olan dengeleri olumsuz etkiliyor. Yerleşimci şiddeti, Filistinliler arasında büyük bir infial yaratıyor ve barış sürecine duyulan güveni daha da zedeliyor. İki devletli çözüm vizyonu giderek zayıflarken, bu tür saldırıların, bölgede kalıcı bir barışın sağlanması ihtimalini daha da azalttığı değerlendiriliyor. Bağımsız gözlemciler, uluslararası toplumun bu şiddet karşısında daha somut adımlar atmadığı sürece, yerleşimci saldırılarının önünün alınamayacağını ve bunun da bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.