İran'ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ve Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, uzun süredir kayıp oldukları yönündeki iddiaların ardından Ali Hamaney'in cenaze töreninde ortaya çıktı. İkili, ABD ve İsrail'e yönelik sert mesajlar verirken, dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Görüntüler, savaşın başlamasından bu yana ilk kez bu kadar net bir şekilde kaydedildi.
Gizemli kayboluş ve komplo teorileri
ABD ve İsrail ile savaşın başlamasından bu yana Ahmedinejad ve Kaani hakkında ülkeye ihanet ettikleri, öldürüldükleri ya da kaçtıkları yönünde pek çok iddia ortaya atılmıştı. Özellikle sosyal medyada yayılan söylentiler, İran kamuoyunda büyük bir kafa karışıklığına neden olmuştu. Ancak ikilinin Hamaney'in cenazesinde birlikte görülmesi, bu iddiaları boşa çıkardı.
Cesur ifadeler ve uluslararası tepkiler
Ahmedinejad ve Kaani, tören sırasında ABD ve İsrail'i hedef alan açıklamalarda bulundu. Ahmedinejad, 'İran halkı asla boyun eğmeyecek' derken, Kaani ise 'Kudüs'ün özgürlüğü yolunda mücadelemiz devam edecek' ifadelerini kullandı. Bu sözler, Batılı ülkeler tarafından sert bir dille eleştirilirken, İran içinde ise milliyetçi bir dalgalanma yarattı.
Cenaze töreni sırasında çekilen görüntülerde ikilinin yan yana ve güçlü bir duruş sergilemesi, İran'ın iç politikasında yeni bir dengenin habercisi olarak yorumlanıyor. Özellikle Kudüs Gücü'nün son dönemdeki kayıpları ve belirsizliğine rağmen Kaani'nin ortaya çıkışı, birçok analist tarafından 'stratejik bir mesaj' olarak değerlendirildi.
Geçmişten günümüze Ahmedinejad ve Kaani
Mahmud Ahmedinejad, 2005-2013 yılları arasında İran Cumhurbaşkanlığı yapmış, nükleer program ve İsrail karşıtı söylemleriyle tanınmıştır. İsmail Kaani ise 2020'de Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından Kudüs Gücü'nün başına geçmiş ve İran'ın bölgedeki vekil güçlerini yönetmektedir. Her iki isim de ABD ve İsrail tarafından 'terör listesi'nde yer almaktadır.
Bu ani ortaya çıkış, İran'ın iç dinamiklerini ve bölgesel politikasını nasıl etkileyeceği merak konusu. Uzmanlar, Ahmedinejad ve Kaani'nin yeniden sahneye çıkmasının, İran'ın Batı'ya karşı daha sert bir tutum benimseyeceğinin göstergesi olabileceğini belirtiyor. Ayrıca, bu gelişmenin 2024 İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önemli bir rol oynayabileceği de konuşulanlar arasında.