Yunanistan medyasında yer alan bir analizde, Türkiye'nin Batı nezdinde artan ağırlığına ve Ankara'nın bölgesel rolüne dikkat çekilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ve bazı Avrupalı aktörlerle doğrudan müzakere yürüttüğü, ancak Atina'yı bu süreçte muhatap almadığı belirtildi. Analizde, Türkiye'nin jeopolitik konumunun ve enerji projelerindeki kilit rolünün Batı başkentlerinde daha fazla karşılık bulduğu, bunun da Yunanistan'ın pozisyonunu zayıflattığı öne sürüldü. Yunan basını, Erdoğan'ın son dönemdeki diplomatik trafiğinin Atina'yı baypas ettiğini savundu.
ABD ve Avrupa ile Doğrudan Temas
Habere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan son aylarda ABD Başkanı Joe Biden ve Avrupalı liderlerle çeşitli konularda doğrudan görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmelerde Suriye, Libya, Doğu Akdeniz ve Ukrayna gibi bölgesel başlıkların yanı sıra savunma sanayi işbirliği ve ticaret konuları ele alındı. Yunanistan ise bu süreçlerde kendisine yer bulamadı. Atina'nın, Türkiye ile diyalog kanallarını açık tutma çabalarına rağmen, Ankara'nın daha geniş jeopolitik hesaplar içinde hareket ettiği yorumu yapıldı.
Yunan analistler, özellikle F-16 modernizasyonu ve İsveç'in NATO üyeliği sürecinde Türkiye'nin elinin güçlendiğini vurguladı. ABD yönetiminin, Türkiye'nin onayını almak için Kongre'deki itirazlara rağmen adımlar attığı hatırlatıldı. Bu durum, Atina'nın Washington nezdindeki etkisinin sınırlı kaldığı şeklinde yorumlandı.
Ekonomik ve Enerji Boyutu
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji denklemindeki rolü de analizde öne çıkan başlıklardan biri oldu. Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs ile enerji işbirliklerini derinleştirmeye çalışırken, Türkiye'nin Libya ve Azerbaycan üzerinden alternatif hatlar kurma girişimleri dengeleri değiştiriyor. Yunan medyası, Avrupa'nın enerji güvenliğinde Türkiye'ye duyduğu ihtiyacın, Atina'nın tezlerini gölgelediğini yazdı.
Ayrıca, Türkiye'nin tahıl koridoru anlaşmasındaki arabuluculuk rolü ve Rusya ile Batı arasındaki denge politikası, Batı başkentlerinde Ankara'yı vazgeçilmez bir aktör haline getirdi. Yunanistan ise bu tabloda kendine daha pasif bir yer buluyor. Analizde, Atina'nın Türkiye'yi dengelemek için Fransa ve ABD ile savunma anlaşmalarına yöneldiği, ancak bunun diplomatik ağırlığı değiştirmediği ifade edildi.
Atina'nın Diplomatik Arayışları
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Türkiye ile diyalog kapılarının açık tutulmasından yana olduklarını ancak Ankara'nın tutumunun belirleyici olduğunu belirtiyor. Atina, Avrupa Birliği çatısı altında Türkiye'ye yönelik ortak bir pozisyon oluşturma çabasını sürdürüyor. Ancak AB içinde Türkiye ile ilişkilerde farklı seslerin çıkması, bu çabanın etkinliğini azaltıyor.
Yunan basınında yer alan yorumlarda, Erdoğan'ın Atina'yı muhatap almamasının bir dışlama değil, önceliklendirme olduğu da dile getiriliyor. Türkiye'nin bölgesel güç dengelerini yeniden kurguladığı bir dönemde, ikili sorunların çözümü için zamanlamanın uygun olmadığı düşünülüyor. Atina'nın ise bu durumu kabullenmekte zorlandığı gözlemleniyor.
Bölgesel Dengeler ve Gelecek Perspektifi
Uzmanlar, Türkiye'nin artan etkinliğinin sadece Yunanistan için değil, bölgedeki diğer aktörler için de yeni bir denklem oluşturduğunu belirtiyor. Doğu Akdeniz'deki gerilimin düşük yoğunluklu devam etmesi, tarafların birbirini test etmeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Yunanistan'ın, Türkiye'nin hamlelerine karşılık verebilmek için hem AB hem de NATO içinde daha etkin bir diplomasi yürütmesi gerektiği ifade ediliyor.
Önümüzdeki dönemde, Türkiye'nin bölgesel inisiyatifleri ve Batı ile ilişkilerindeki seyir, Atina'nın manevra alanını belirleyecek. Yunan medyasındaki bu analiz, Atina'nın Ankara'nın politikalarını yakından izlediğini ancak etkileme kapasitesinin sınırlı olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye'nin ekonomik ve askeri kapasitesini diplomasiyle birleştirmesi, Batı nezdindeki ağırlığını korumasını sağlıyor. Bu durum, Yunanistan'ın önümüzdeki süreçte daha yaratıcı ve çok boyutlu bir dış politika izlemesini gerekli kılıyor.