Yemen'in Kızıldeniz kıyısındaki stratejik Babülmendep Boğazı, Taiz ve Marib kentlerinde Husi güçleri ile Yemen hükümetine bağlı birlikler arasındaki çatışmalar son günlerde şiddetlendi. Suudi Arabistan öncülüğündeki uluslararası koalisyon, deniz seyrüsefer güvenliğini sağlamak ve Husilerin ilerleyişini durdurmak amacıyla bölgedeki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. Çatışmalar, ülkenin batısında ve kuzeyinde sivil yerleşim alanlarını da tehdit ediyor.
Stratejik Cephelerde Çatışmalar Yoğunlaştı
Yemen'in batısındaki Taiz kenti, Husiler ile hükümet güçleri arasında uzun süredir çatışma hattı olarak öne çıkıyor. Son haftalarda Taiz'in kuzey ve doğu kesimlerinde yoğunlaşan çatışmalar, kentin merkezine doğru yayılma eğilimi gösteriyor. Yerel kaynaklara göre, her iki taraf da ağır silahlar ve hava destekli operasyonlarla avantaj sağlamaya çalışıyor. Taiz, Yemen'in üçüncü büyük kenti olarak hem stratejik hem de sembolik öneme sahip.
Kuzeydoğudaki Marib kenti ise ülkenin petrol ve doğalgaz rezervlerinin merkezi konumunda. Husi güçlerinin Marib'e yönelik ilerleyişi, hükümetin ekonomik can damarını hedef alıyor. Marib'deki çatışmalar, son dönemde yoğunlaşan hava saldırıları ve karadan operasyonlarla şiddetlendi. Koalisyon güçleri, Marib'in düşmesi durumunda ülkedeki güç dengesinin tamamen değişebileceği uyarısında bulunuyor.
Babülmendep Boğazı ise küresel deniz ticareti için kritik bir geçiş noktası. Husilerin boğaz çevresindeki kontrolü, Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliğini doğrudan etkiliyor. Koalisyon güçleri, boğazda ticari gemilere yönelik olası saldırıları önlemek için devriye ve koruma operasyonlarını artırdı.
Koalisyonun Askeri ve Siyasi Hamleleri
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılından bu yana Yemen hükümetine destek veriyor. Koalisyon sözcüleri, son operasyonların Husi militanlarının ikmal hatlarını kesmeyi ve füze ile insansız hava aracı saldırı kapasitesini zayıflatmayı hedeflediğini belirtiyor. Koalisyon ayrıca, Babülmendep Boğazı'nda mayın temizleme çalışmaları yürüttüğünü ve ticari gemilere refakat sağladığını açıkladı.
Husi tarafı ise koalisyonun saldırılarını "işgal girişimi" olarak nitelendiriyor ve direnişlerinin süreceğini duyuruyor. Husi yetkilileri, Marib ve Taiz'deki ilerleyişlerinin sürdüğünü iddia ediyor. Ancak bağımsız gözlemciler, her iki tarafın da ağır kayıplar verdiğini ve cephe hatlarının sürekli değiştiğini aktarıyor.
Birleşmiş Milletler, Yemen'deki insani krizin daha da derinleşmesinden endişe duyuyor. BM verilerine göre, ülkedeki iç savaşta 377 binden fazla kişi hayatını kaybetti; bunların büyük bölümü dolaylı nedenlerle (açlık, hastalık, altyapı çöküşü) yaşandı. Çatışmaların yoğunlaşması, zaten kırılgan olan insani yardım koridorlarını daha da riskli hale getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yemen'deki çatışmalar, bölgesel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Husilerin askeri kapasitesini kendi ulusal güvenliklerine tehdit olarak görüyor. İran ise Husilere siyasi ve askeri destek sağlamakla suçlanıyor; Tahran bu iddiaları reddediyor. ABD ve Batılı ülkeler, Kızıldeniz'deki seyrüsefer özgürlüğünün korunması için koalisyona istihbarat ve lojistik destek veriyor.
Kızıldeniz, küresel petrol ve ticaret akışının yaklaşık %10'unun geçtiği bir hat. Babülmendep'teki istikrarsızlık, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya giden gemiler için alternatif rotaları gündeme getirebilir. Uzmanlar, uzun süreli bir tıkanıklığın enerji fiyatlarını ve sigorta maliyetlerini yükseltebileceği uyarısında bulunuyor.
Yemen hükümeti, uluslararası toplumdan Husilere yönelik daha sert yaptırımlar ve askeri destek talep ediyor. Ancak BM ve bazı Batılı ülkeler, kapsamlı bir siyasi çözüm olmadan askeri müdahalenin kalıcı barış getirmeyeceğini savunuyor. Cenevre'de yürütülen barış görüşmeleri ise defalarca kesintiye uğradı.
İnsani Durum ve Gelecek Perspektifi
Yemen, dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya. Nüfusun %80'i insani yardıma muhtaç durumda. Çatışmaların Babülmendep, Taiz ve Marib'de yoğunlaşması, yardım kuruluşlarının bu bölgelere erişimini zorlaştırıyor. Sıhhi altyapının çökmesi, kolera ve diğer salgın hastalıkların yayılma riskini artırıyor.
Kısa vadede, Husi ilerleyişini durdurmak ve seyrüsefer güvenliğini sağlamak koalisyonun önceliği olarak görünüyor. Ancak askeri çözümün sürdürülebilir olmadığı, ülkedeki bölünmüşlüğü daha da derinleştirebileceği yönünde güçlü uyarılar var. Yemen'de kalıcı barış için tüm tarafların dahil olduğu kapsayıcı bir siyasi süreç ve bölgesel aktörlerin uzlaşması şart. Aksi halde, çatışmaların yıllarca düşük yoğunluklu da olsa devam etmesi ve sivillerin bedel ödemesi kaçınılmaz görünüyor.