Yunanistan'da yayımlanan Eleftheros Typos gazetesi, Türkiye'nin Afrika kıtasında giderek artan askeri, ekonomik ve diplomatik nüfuzunu detaylı bir analizle ele aldı. Haberde, Ankara'nın savunma sanayisinden kritik deniz yollarına, askeri üslerden altyapı yatırımlarına kadar geniş bir yelpazede kıtanın önde gelen güçlerinden biri haline geldiği vurgulandı. Analize göre Türkiye, Afrika'da oyun kurucu rolü üstlenerek bölgesel dengeleri yeniden şekillendiriyor.
Türkiye'nin Afrika stratejisi: Çok boyutlu yaklaşım
Eleftheros Typos, Türkiye'nin Afrika politikasının üç temel ayak üzerine inşa edildiğini belirtiyor: askeri iş birliği, ekonomik yatırımlar ve diplomatik girişimler. Askeri alanda Türkiye, Somali, Libya ve Katar gibi ülkelerde askeri üsler kurarken, savunma sanayisi ürünleriyle kıtadaki birçok ülkeye silah ve drone tedarik ediyor. Özellikle Bayraktar TB2 SİHA'ları, Afrika'daki çatışma bölgelerinde etkin bir şekilde kullanılıyor. Ekonomik cephede ise Türk müteahhitlik firmaları altyapı projelerinde öne çıkarken, Türk Hava Yolları'nın Afrika'da 30'dan fazla noktaya uçması ticari bağları güçlendiriyor. Diplomatik olarak Ankara, 2002'de 12 olan büyükelçilik sayısını 44'e çıkararak kıtadaki varlığını pekiştirdi.
Yunan basınının Türkiye değerlendirmesi
Yunan gazetesi, Türkiye'nin Afrika'daki yükselişini Yunanistan için bir uyarı olarak nitelendiriyor. Analizde, Ankara'nın Doğu Akdeniz ve Libya'daki hamlelerinin ardından Afrika'da da etkinlik kazanmasının, bölgesel güç dengesini değiştirdiği ifade ediliyor. Özellikle Libya'da Türkiye'nin askeri varlığı ve Somali'deki eğitim üssü, Yunanistan'ın güvenlik çevreleri tarafından yakından takip ediliyor. Eleftheros Typos, Türkiye'nin Afrika'daki bu çok yönlü politikasının, kıtada Çin ve Fransa gibi geleneksel aktörlerle rekabet etmesine de olanak sağladığını belirtiyor.
Kıtadaki yatırımlar ve iş birlikleri
Türkiye'nin Afrika'ya yönelik yatırımları, enerji, altyapı ve eğitim gibi alanlarda yoğunlaşıyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), kıtada yüzlerce kalkınma projesi yürütüyor. Örneğin, Nijer'de bir havaalanı terminali, Etiyopya'da bir hastane ve Somali'de bir okul inşa edildi. Ayrıca Türkiye, Afrika Birliği ile ilişkilerini geliştirmek için 2008 yılında stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Ticaret hacmi 2022'de 35 milyar dolara ulaşırken, bu rakamın 2025'te 50 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. Bu bağlamda, Yunan gazetesi Türkiye'nin Afrika'daki soft power (yumuşak güç) kullanımına da dikkat çekiyor: Türk dizileri kıtada popüler kültür haline gelirken, Türkiye Bursları programı ile binlerce Afrikalı öğrenci Türkiye'de eğitim görüyor.
Bağımsız değerlendirme
Türkiye'nin Afrika açılımı, soğuk savaş sonrası dönemde başlatılan ve 2000'li yıllarda ivme kazanan bir dış politika vizyonunun ürünüdür. Ankara'nın kıtadaki artan etkisi, yalnızca Yunanistan'da değil, uluslararası kamuoyunda da dikkatle izleniyor. Ancak bu politikanın sürdürülebilirliği, ekonomik kriz, siyasi istikrar ve bölgesel rekabetler gibi faktörlere bağlı. Öte yandan, Türkiye'nin Afrika'da Çin ve Fransa gibi büyük güçlerle rekabet edebilmesi için daha derin bir stratejik planlamaya ihtiyacı olduğu aşikar. Bu nedenle Yunan basınının bu analizi, Türkiye'nin bölgesel ve küresel güç olma yolundaki iddiasının bir yansıması olarak okunmalıdır.