TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail aleyhine açtığı soykırım davasında ikinci yazılı yargılama aşamasına geçilmesine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Yüksel, bu sürecin uluslararası hukuk açısından kritik bir eşik olduğunu vurguladı.
Yeni takvim ve tarafların beyanları
UAD’nin açıkladığı yeni takvime göre, İsrail'in 28 Temmuz 2025’e kadar ikinci yazılı savunmasını sunması bekleniyor. Güney Afrika ise 28 Nisan 2025’e kadar ilk yazılı beyanını vermişti. Yüksel, bu aşamada tarafların delil ve argümanlarını daha kapsamlı bir şekilde ortaya koyacağını belirtti. İsrail’in soykırımı önlemeye yönelik tedbirler konusunda yetersiz kaldığını savunan Yüksel, “Uluslararası toplum, İsrail’in Filistin halkına yönelik zulmünü artık görmezden gelmemelidir” dedi.
Geçici tedbirler kararı ve Türkiye’nin tutumu
UAD, 26 Ocak 2024’te aldığı geçici tedbirler kararında İsrail’e, soykırımın önlenmesi, insani yardıma izin verilmesi ve soykırım çağrılarının cezalandırılması gibi yükümlülükler getirmişti. Ancemak İsrail’in bu kararlara uymadığı yönünde birçok rapor bulunuyor. Yüksel, Türkiye’nin Güney Afrika’nın davasına destek vermek amacıyla UAD’ye sunduğu müdahillik dilekçesini hatırlatarak, “Türkiye, Filistin davasının yanında olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin hukuki desteğinin davada caydırıcılık sağlayacağını belirtti.
Uluslararası hukuk bağlamında değerlendirme
UAD’nin vereceği nihai kararın bağlayıcı olmasına rağmen, İsrail’in kararlara uymaması durumunda BM Güvenlik Konseyi’nin devreye girmesi gerekiyor. Ancak ABD’nin veto yetkisi, uygulanabilirliği sınırlandırıyor. Yüksel, bu durumun uluslararası hukukun zafiyetini gösterdiğini ancak davaların uzun vadede diplomatik ve ahlaki baskı oluşturduğunu ifade etti. “Küresel kamuoyu, soykırıma karşı sessiz kalmamalıdır” diyen Yüksel, özellikle Avrupa ülkelerinin tutumunu eleştirdi.
Türkiye’nin diplomatik çabaları
Türkiye, Güney Afrika’nın açtığı davaya destek vermenin yanı sıra, Filistin’deki insani krize dikkat çekmek için Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdinde de çalışmalar yürütüyor. Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in işgal altındaki topraklardaki uygulamalarını kınamaya devam ediyor. Yüksel, bu konuda TBMM’nin de kararlar aldığını ve İsrail’e yönelik ticari yaptırımların değerlendirilmesi için çağrılar yapıldığını söyledi.
Küresel güç dengeleri göz önüne alındığında, UAD sürecinin sembolik öneminin yanı sıra hukuki emsal teşkil etmesi de bekleniyor. Soykırım kavramının uluslararası hukukta geniş yorumlanması, Filistin gibi devlet olmayan aktörlerin haklarını da kapsayacak şekilde evrilmesine katkı sağlayabilir. Bu yönüyle dava, sadece İsrail-Filistin uyuşmazlığı için değil, gelecekte benzer insanlık suçlarının önlenmesi için de kritik bir test niteliği taşıyor.