Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin 25 Mart 2009'da helikopter kazası süsü verilerek öldürüldüğü suikasta ilişkin yeni delillere ulaştı. Soruşturma kapsamında, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in, Yazıcıoğlu'nun 'ortadan kaldırılması' yönünde talimat verdiği tespit edildi. Savcılık, olayın bir kaza değil, planlı bir suikast olduğunu kanıtlayan dijital veriler ve tanık ifadelerine dayanıyor.
Yeni deliller ve FETÖ bağlantısı
Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturmada, helikopterin düşmeden önce arıza yapmasına neden olan teknik müdahalenin FETÖ mensubu askeri personel tarafından gerçekleştirildiği öne sürülüyor. Ele geçirilen ByLock kayıtlarında, örgüt üyelerinin Yazıcıoğlu'nun faaliyetlerini izlediği ve Gülen'e rapor sunduğu belirlendi. Gülen'in ise, "Bu adam tehlikeli, ortadan kaldırın" talimatını verdiği ileri sürülüyor. Soruşturma kapsamında 12'si tutuklu 34 şüpheli bulunuyor.
Olayın arka planı ve hukuki süreç
Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009'da BBP'nin Kahramanmaraş mitingine gitmek üzere bindiği helikopterin düşmesi sonucu yaşamını yitirmişti. Kazada Yazıcıoğlu'nun yanı sıra iki milletvekili, bir gazeteci ve iki güvenlik görevlisi de hayatını kaybetmişti. Olayın ardından yapılan ilk incelemelerde kaza raporu düzenlenmiş, ancak yıllar sonra ortaya çıkan yeni tanıklar ve dijital deliller suikast iddialarını güçlendirdi. Başsavcılık, dosyayı FETÖ'nün devlet içindeki yapılanması çerçevesinde yeniden ele alıyor.
BBP yöneticileri, adaletin tecellisi için soruşturmanın takipçisi olacaklarını belirtirken, aileler yaklaşık 15 yıldır gerçeğin ortaya çıkmasını bekliyor. Dava sürecinde, FETÖ'nün Türk siyasetine yönelik operasyonlarının bir parçası olarak değerlendirilen bu suikast, kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Bağımsız değerlendirme
Yazıcıoğlu suikastı, FETÖ'nün devlet içindeki illegal yapılanmasının siyasi cinayetlere kadar uzanan boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Yeni deliller, dönemin güvenlik ve yargı mekanizmalarının örgüt tarafından nasıl ele geçirildiğini göstermesi açısından kritik önem taşıyor. Ancak suikastın üzerinden uzun yıllar geçmesi, delillerin karartılmış olabileceği ihtimalini akla getiriyor. Soruşturmanın bağımsız ve titizlikle yürütülmesi, hem adaletin sağlanması hem de benzer olayların tekrarlanmaması açısından hayati bir rol oynuyor.