İstanbul Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından bugün sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. Dedetaş ile birlikte gözaltına alınan 6 kişi de aynı kapsamda adliyeye getirildi. Savcılık sorgusuna alınan Dedetaş'ın ifadesi devam ediyor. Olayla ilgili detaylar henüz netleşmezken, soruşturmanın belediyedeki bazı ihalelere ve imar süreçlerine ilişkin olduğu öğrenildi.
Gözaltı Süreci ve Adliye Sevki
Dün sabah saatlerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan Sinem Dedetaş ve beraberindeki 6 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Adliyesi'ne intikal ettirildi. Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, daha sonra savcılık sorguları için hazır edildi. Dedetaş'ın avukatları, müvekkilinin adliye önünde kısa bir açıklama yaptı ve sürecin takipçisi olacaklarını belirtti. Gözaltına alınan diğer kişilerin ise belediye bünyesinde görev yapan üst düzey bürokratlar olduğu iddia edildi.
Soruşturmanın gizliliği nedeniyle resmi bir açıklama yapılmazken, bazı medya organları operasyonun İçişleri Bakanlığı'nın talimatıyla başlatıldığını ve "ihale yolsuzluğu" suçlamasına dayandığını öne sürdü. Üsküdar Belediyesi'nde daha önce de çeşitli denetimlerin yapıldığı, ancak bu denetimlerin sonucunun kamuoyuyla paylaşılmadığı biliniyor.
Siyasi Tepkiler ve Sürecin Seyri
Gözaltı kararı, siyasi partilerden farklı tepkilere yol açtı. Ana muhalefet partisi sözcüleri, operasyonu "hukuki bir süreç" olarak gördüklerini ancak sürecin şeffaf ilerlemesi gerektiğini vurguladı. İktidar partisi kanadından ise yargının bağımsız olduğu ve hiçbir makamın dokunulmazlığı bulunmadığı yönünde açıklamalar geldi. Geçtiğimiz aylarda belediye meclisinde yaşanan tartışmalar ve bütçe görüşmeleri sırasında dedikodular dolaşsa da, bugün yaşanan gelişme birçok siyasi gözlemciyi şaşırttı.
Sinem Dedetaş, 2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) Üsküdar Belediye Başkanı seçilmişti. Seçim öncesinde İstanbul'un önemli ilçelerinden biri olan Üsküdar'da başkan adayı olarak gösterilmiş ve yaklaşık 25 bini aşkın oy farkıyla seçimi kazanmıştı. Dedetaş, daha önce de çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev almış ve kadın hakları konusundaki çalışmalarıyla tanınmıştı.
Adliye sürecinin ardından Dedetaş'ın tutuklanıp tutuklanmayacağı ya da adli kontrol şartıyla serbest bırakılıp bırakılmayacağı, savcılık sorgusunun ardından sulh ceza hakimliğine yapılacak itirazla netlik kazanacak. Bu tür davaların toplumda geniş yankı uyandırması nedeniyle, yargı sürecinin uzaması ve dosyanın genişletilmesi olası görülüyor.
Başlangıçta belediye imar planları ve kentsel dönüşüm projeleri çerçevesinde başlatılan ön incelemenin, zamanla farklı alanlara yayılması bekleniyor. Üsküdar gibi tarihi ve stratejik bir ilçede yürütülen projelerin büyüklüğü düşünüldüğünde, soruşturmanın kapsamının belediyenin üst düzey yöneticilerini de içine alacak şekilde genişlemesi mümkün.
Demokratik hukuk devleti ilkesine vurgu yapan hukukçular, yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir şekilde yapılması gerektiğini hatırlatırken, bu süreçte hem iddiaların ciddiyetle incelenmesi hem de masumiyet karinesinin korunması gerektiğini belirtiyor. Özellikle yerel yönetimler üzerinden yürütülen bu tür operasyonlar, kamuoyunda yolsuzluk algısını güçlendirirken, siyasi tartışmaların da fitilini ateşliyor.
Türkiye'de belediye başkanları hakkında açılan soruşturmaların sayısı son yıllarda artarken, bu davaların ne kadarının gerçek bir yolsuzluk iddiasına dayandığı, ne kadarının siyasi çekişmelerin bir parçası olduğu kamuoyunda hararetli şekilde tartışılıyor. Üsküdar'da yaşanan gelişme, yerel siyasetteki güç dengelerini de etkileyebilir. Nitekim Dedetaş'ın avukatları, müvekkillerinin ifade vermeye hazır olduklarını ve hukuki süreçte her aşamanın doğru bir şekilde yürütüleceğini ifade etti.