Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 oranında büyüme kaydetti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) cari fiyatlarla 19 trilyon 869 milyar 747 milyon liraya ulaştı. Bu artış, piyasa beklentilerinin hafif üzerinde gerçekleşirken, ekonomideki toparlanmanın sürdüğüne işaret ediyor.
Büyümenin dinamikleri
İkinci çeyrekte iç talebin büyümeye katkısı belirleyici oldu. Özellikle hane halkı tüketim harcamaları yıllık bazda yüzde 3,8 artarken, devlet nihai tüketim harcamaları ise yüzde 4,1 oranında yükseldi. Yatırımlar tarafında ise daha temkinli bir tablo görüldü; sabit sermaye oluşumu yüzde 2,0 artışla büyümeye sınırlı katkı sağladı. Dış ticaret açısından bakıldığında, mal ve hizmet ihracatı yüzde 1,6, ithalat ise yüzde 2,0 arttığından net ihracatın büyümeye etkisi negatif oldu.
Sektörel dağılıma göre, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 4,7 ile en hızlı büyüyen sektör oldu. Bunu yüzde 4,2 ile inşaat, yüzde 3,9 ile bilgi ve iletişim izledi. Sanayi sektörü ise yüzde 1,8'lik artışla nispeten daha zayıf bir performans sergiledi. Tarım sektöründe ise yüzde 0,5'lik sınırlı bir genişleme kaydedildi.
İş gücü piyasası ve fiyat istikrarı
Büyüme verileri, iş gücü piyasasındaki olumlu seyrin devam ettiğini gösteriyor. İşsizlik oranı, Nisan-Mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,6 puan azalarak yüzde 8,9'a geriledi. Bu düşüşte istihdam artışı ve iş gücüne katılımdaki yavaşlama etkili oldu. Aynı dönemde istihdam edilenlerin sayısı 1,3 milyon kişi artarak 32,7 milyona yükseldi.
Enflasyon tarafında ise Haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 42,1 olarak gerçekleşti. Merkez Bankası'nın sıkı para politikası duruşu ve baz etkisinin devreye girmesiyle önümüzdeki aylarda enflasyonun belirgin şekilde gerilemesi bekleniyor. Bu durum, ekonomik aktivitenin dengelenmesine katkı sağlayabilir.
Hükümetin büyüme hedefleri
Orta Vadeli Program'da (OVP) 2026 yılı için büyüme hedefi yüzde 4,0 olarak belirlenmişti. İlk iki çeyrekte gerçekleşen büyümenin ortalaması yüzde 2,4 civarında olduğundan, yıl sonu hedefi için üçüncü ve dördüncü çeyreklerde daha güçlü bir toparlanma gerekiyor. Hükümet, yılın ikinci yarısında iç talebin canlanması ve ihracattaki iyileşmeyle hedefe ulaşılacağını öngörüyor.
Ekonomi yönetimi, enflasyonu düşürmek ve cari açığı kontrol altına almak için uyguladığı makro ihtiyati politikaların büyümeyi ılımlı bir patikada tutacağını, ancak kalıcı refah artışı için yapısal reformların şart olduğunu vurguluyor.
Uluslararası kuruluşların görünümü
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, Türkiye ekonomisinin bu yıl ve önümüzdeki yıl için büyüme tahminlerini sırasıyla yüzde 3,1 ve yüzde 3,5 olarak güncellemişti. Bu tahminler, politika faizindeki indirimler ve finansal koşullardaki iyileşmenin ekonomiye olumlu yansıyacağı varsayımına dayanıyor.
Ekonomistler, küresel ticaretteki yavaşlama ve jeopolitik risklere rağmen Türkiye'nin genç nüfusu ve güçlü üretim altyapısıyla orta vadede potansiyel büyüme oranının yüzde 4-5 aralığında seyrebileceğini belirtiyor.
Büyüme rakamlarının beklentileri karşılaması, piyasalarda olumlu karşılandı. Borsa İstanbul'da endeksler açılışta pozitif seyrederken, Türk lirası varlıklara yönelik ilginin arttığı gözlemleniyor. Bununla birlikte, ekonomideki kırılganlıklar (cari açık, yüksek enflasyon) tam anlamıyla ortadan kalkmadığından, uzmanlar ihtiyatlı olunması gerektiğini dile getiriyor.
Türkiye'nin bu büyüme performansı, cumhuriyetin yüzüncü yılı kutlamalarının ardından açıklanan 'Türkiye Yüzyılı' vizyonuyla uyumlu bir görünüm çiziyor. Ancak büyümenin sürdürülebilirliği için verimlilik artışı, Ar-Ge harcamalarının GSYH'ye oranının yükseltilmesi ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda daha kararlı adımlar atılması gerektiği değerlendiriliyor.