Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz ayına ilişkin işgücü istatistiklerini açıkladı. Verilere göre, işsizlik oranı bir önceki aya kıyasla 0,4 puan artışla yüzde 9,4 seviyesine yükseldi. Bu dönemde istihdam edilenlerin sayısı yaklaşık 31,6 milyon kişiye gerilerken, işgücüne katılma oranı da yüzde 53,9'a düştü. Genç nüfusta işsizlik oranı ise dikkat çekici bir artış göstererek yüzde 17,2'ye ulaştı. Ekonomistler, bu verilerin işgücü piyasasında soğuma sinyali verdiğini ve önümüzdeki aylarda işsizlik rakamlarının daha da kötüleşebileceği uyarısında bulunuyor.
İşsizlik Oranındaki Artışın Ayrıntıları
TÜİK'in mevsim etkilerinden arındırılmış verilerine göre, Temmuz ayında işsizlik oranı Haziran ayına göre 0,4 puanlık bir artış gösterdi. Bu oran, geçen yılın aynı dönemine kıyasla ise 1,1 puanlık bir iyileşmeye işaret ediyor. Ancak son aylardaki düzenli düşüş eğiliminin yerini yükselişe bırakması, ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın işgücü piyasasına yansımaya başladığı şeklinde yorumlanıyor. İstihdam edilenlerin sayısı bir önceki aya göre 123 bin kişi azalarak 31 milyon 623 bine geriledi. Bu düşüş, özellikle hizmet sektöründe belirgin oldu.
İşgücüne katılma oranı ise bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak yüzde 53,9 olarak gerçekleşti. Bu oran, erkeklerde yüzde 71,5, kadınlarda ise yüzde 36,8 seviyesinde kaydedildi. Kadınların işgücüne katılımındaki düşüş, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin devam ettiğini gösterirken, ekonomik belirsizliklerin kadınların iş aramaktan vazgeçmesine neden olabileceği ifade ediliyor. Atıl işgücü oranı ise zamana bağlı eksik istihdam ve iş aramayıp iş bulabilecek durumda olanları kapsayan geniş tanımlı işsizlik oranıyla birlikte yüzde 26,3'e yükseldi.
Genç İşsizlik ve Gelecek Beklentileri
15-24 yaş aralığındaki genç işsizlik oranı, Temmuz ayında yüzde 17,2 ile önceki aya göre 1,1 puan artış gösterdi. Bu artış, gençler arasında iş bulma umudunun azaldığına işaret ediyor. Özellikle üniversite mezunu gençlerin işsizlik oranındaki yükseklik, eğitimli işgücünün istihdam edilememesi sorununu gündeme getiriyor. Uzmanlar, genç işsizliğindeki bu artışın sosyal huzursuzluğa yol açabileceği ve beşeri sermayenin atıl kalmasına neden olabileceği uyarısında bulunuyor.
İşsizlik verileri, Türkiye ekonomisinin büyüme hızındaki yavaşlamanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor. 2024 yılının ikinci çeyreğinde büyüme oranının yüzde 2,5'e gerilemesi, işgücü talebini olumsuz etkiliyor. Özellikle sanayi üretimindeki durgunluk ve inşaat sektöründeki daralma, istihdam yaratma kapasitesini sınırlandırıyor. Öte yandan, ihracat pazarlarındaki zayıflama ve iç talepteki düşüş, firmaların yeni işe alım kararlarını ertelemesine neden oluyor.
Hükümetin açıkladığı orta vadeli programda işsizlik oranının 2025 yılında yüzde 9,2'ye gerilemesi hedefleniyor. Ancak mevcut gidişat, bu hedefin gerçekçi olmaktan uzak olduğunu gösteriyor. Merkez Bankası'nın sıkı para politikasını sürdürmesi ve kredi koşullarındaki sıkılık, ekonomik büyümeyi baskılamaya devam edecek. Bu durum, işsizlik oranının yıl sonuna kadar yüzde 10-11 aralığına yükselebileceği öngörülerini güçlendiriyor.
İşgücü piyasasındaki bu gelişmeler, çalışan kesimin satın alma gücünü de doğrudan etkiliyor. Enflasyon karşısında eriyen ücretler, daralan istihdam olanakları ve artan işsizlik, toplumsal refahı tehdit ediyor. Ayrıca, kayıt dışı istihdamın yaygınlaşması, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini zora sokuyor. Türkiye'nin yapısal dönüşümlere ihtiyaç duyduğu açık; eğitim-istihdam bağlantısının güçlendirilmesi, işgücü piyasasında esnekliğin artırılması ve kadınların işgücüne katılımının teşvik edilmesi gibi adımlar öncelikli olarak ele alınmalıdır.