Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye ekonomisi 2024 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,3 büyüdü. Bu büyüme, iç talepteki canlılık ve ihracattaki artışın etkisiyle gerçekleşti. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) böylece yılın ilk yarısında yüzde 3,4'lük bir büyüme performansı sergiledi.
Büyümenin Kaynakları
Büyüme verilerini değerlendiren ekonomistler, özellikle inşaat sektörünün ve hizmetler sektörünün güçlü performansının dikkat çektiğini belirtiyor. Deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri ve kamu harcamalarındaki artış, inşaat sektörünü desteklerken; turizm gelirleri ve tüketici harcamaları hizmetler sektörünün büyümesine katkı sağladı. Öte yandan, tarım sektöründe yaşanan kuraklığın etkileri ve imalat sanayisindeki yavaşlama, ekonomik büyümeyi sınırlayan faktörler arasında gösteriliyor.
Hükümetten ve Piyasadan Tepkiler
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, büyüme rakamlarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasında ilerliyoruz. Enflasyonu düşürmeye yönelik politikalarımız devam ederken, ekonomik aktivitedeki canlılık da sürüyor" ifadelerini kullandı. Piyasa analistleri ise verinin beklentilerin hafif altında kaldığını ancak yılın geri kalanı için olumlu sinyaller taşıdığını ifade ediyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da Türkiye ekonomisinin direncini vurgularken, jeopolitik risklere ve enflasyonla mücadeledeki belirsizliklere dikkat çekiyor.
Üçüncü Çeyrek Beklentileri
Uzmanlar, üçüncü çeyrekte de büyümenin devam edeceğini ancak baz etkisi nedeniyle yavaşlayabileceğini öngörüyor. Merkez Bankası'nın sıkı para politikası ve mali disiplin yönündeki adımlar, talebin dengelenmesine yardımcı olurken, ihracatın küresel ekonomik toparlanmayla birlikte ivme kazanması bekleniyor. Ancak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve jeopolitik riskler, aşağı yönlü riskler olarak izlenmeye devam ediyor. Türkiye'nin 2024 yılı sonu için büyüme hedefi ise yüzde 4 olarak belirlenmiş durumda. Elde edilen veriler, bu hedefe ulaşılabileceğine dair iyimserlik oluştursa da, küresel konjonktürün etkileri yakından takip edilecek.