Türk Eğitim Derneği'nin düşünce kuruluşu TEDMEM, PISA 2025 sonuçlarına ilişkin hazırladığı ilk bakış raporunu yayımladı. Rapora göre Türkiye, fen, matematik ve okuma alanlarında okullar arası performans farkında OECD ortalamasının üzerinde yer alıyor. En yüksek ve en düşük ortalamaya sahip okul türleri arasındaki puan farkı matematikte 206, fende 182, okumada ise 165 puana ulaşıyor. Bu tablo, öğrencinin başarısının büyük ölçüde devam ettiği okulun türüne ve sosyoekonomik koşullarına bağlı olduğunu gösteriyor.
Okul Türleri Arasındaki Uçurum
PISA 2025 verileri, Türkiye'de eğitimde fırsat eşitliği konusunda ciddi bir soruna işaret ediyor. Fen, matematik ve okuma becerilerinde öğrencilerin okullar arasındaki başarı farkı, OECD ülkeleri ortalamasının belirgin şekilde üzerinde. Özellikle matematik alanında 206 puana varan fark, bir öğrencinin hangi okulda okuduğuna bağlı olarak akranlarından neredeyse iki yıllık bir öğrenme kaybı yaşayabileceği anlamına geliyor. Raporda, bu farkın yalnızca okul türleri arasında değil, aynı okul türü içindeki okullar arasında da derinleştiği vurgulanıyor.
TEDMEM'in analizine göre, fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri gibi seçici okullar ile meslek liseleri ve çok programlı Anadolu liseleri arasındaki performans uçurumu, Türkiye'nin genel PISA ortalamasını aşağı çeken temel etkenlerden biri. Okullar arası farkın yüksek olması, eğitim sisteminin genel kalitesini değil, aynı zamanda sistem içindeki adaletsizliği de yansıtıyor.
OECD Ortalaması ve Türkiye'nin Konumu
OECD ülkelerinde okullar arası performans farkı, genellikle sosyoekonomik faktörlerle açıklanıyor. Ancak Türkiye'de bu farkın OECD ortalamasının üzerinde olması, sosyoekonomik eşitsizliklerin yanı sıra okul ayrışmasının da etkili olduğunu gösteriyor. PISA 2025 sonuçları, Türkiye'de dezavantajlı öğrencilerin yoğunlaştığı okullarda eğitim kalitesinin belirgin şekilde düştüğünü ortaya koyuyor. Bu durum, öğrencinin başarısının bireysel yetenekten çok okulun koşullarına bağlı hale geldiği anlamına geliyor.
Raporda ayrıca, okullar arası farkın yüksek olduğu ülkelerde eğitim sisteminin genel performansının da olumsuz etkilendiği belirtiliyor. Türkiye'nin PISA 2025'teki genel ortalaması, okullar arası bu derin uçurum nedeniyle OECD ortalamasının altında kalıyor. Eğitim uzmanları, okullar arası farkın azaltılmasının yalnızca eğitim politikalarıyla değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik politikalarla da doğrudan ilişkili olduğunu vurguluyor.
PISA 2025'in Öne Çıkan Bulguları
PISA 2025, öğrencilerin fen, matematik ve okuma becerilerini ölçmeye devam ederken, bu yıl ilk kez dijital öğrenme ve yapay zeka okuryazarlığı gibi yeni alanlarda da veri topladı. Türkiye, bu yeni alanlarda da okullar arası büyük farklarla karşı karşıya. Özellikle dijital araçlara erişim ve teknoloji kullanımı konusunda okullar arasındaki uçurum, geleneksel derslerdeki farkı aratmayacak düzeyde.
TEDMEM raporu, PISA 2025 sonuçlarının henüz tamamı yayımlanmadan hazırlanan bir ön değerlendirme niteliğinde. Raporda, öğrencilerin okul türüne göre ayrışmasının uzun vadede toplumsal eşitsizlikleri derinleştireceği uyarısı yapılıyor. Eğitim politikalarının, okullar arası farkı azaltmaya yönelik somut adımlar içermesi gerektiği belirtiliyor.
Eğitim Politikaları İçin Çıkarımlar
Okullar arası performans farkının yüksek olması, eğitim sisteminde yapısal bir soruna işaret ediyor. Bu sorunun çözümü için öğretmen kalitesinin dengelenmesi, okulların fiziki ve teknolojik altyapılarının eşitlenmesi, dezavantajlı bölgelerdeki okullara ek kaynak aktarılması gibi politikalar öneriliyor. Ayrıca, erken yaşta yapılan seçme sınavlarının ve okul ayrışmasının gözden geçirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
PISA 2025 sonuçları, Türkiye'nin eğitimde fırsat eşitliği konusunda henüz istenen noktaya ulaşamadığını gösteriyor. Okulun türü, öğrencinin başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biri olmaya devam ediyor. Bu tablonun değişmesi için eğitim politikalarının yanı sıra sosyal politikaların da uyum içinde çalışması gerekiyor. Aksi halde, her yeni PISA döneminde benzer sonuçlarla karşılaşmak kaçınılmaz olacak.
Sonuç olarak, TEDMEM'in PISA 2025 raporu, Türkiye'de eğitimde eşitsizliğin boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Okullar arası farkın OECD ortalamasının üzerinde olması, yalnızca bir istatistik değil, aynı zamanda bir adalet sorunu. Eğitim sisteminin geleceği için bu verilerin dikkate alınması ve kapsamlı reformların hayata geçirilmesi gerekiyor.