Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) TBMM'ye üç ay arayla verdiği iki yazılı yanıtta, Mesleki Eğitim Merkezleri'nde (MESEM) yaşanan iş kazaları ve çocuk ölümlerine ilişkin birbirinden farklı veriler ortaya çıktı. Haziran ayında 2016'dan bu yana 3 bin 80 kaza ve 13 ölüm açıklanırken, eylül yanıtında yalnızca 2025 ve 2026 yıllarında 9 bin 950 kaza ve 37 ölüm bildirildi. Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), bu çelişkili açıklamalara sert tepki göstererek "Yoksula ölümü reva görmek" dedi.
MEB'in Çelişkili Verileri
MEB'in TBMM'ye sunduğu ilk yazılı yanıt haziran ayında geldi. Bu yanıtta, 2016 yılından itibaren MESEM'lerde toplam 3 bin 80 iş kazası meydana geldiği ve 13 öğrencinin hayatını kaybettiği belirtildi. Ancak aynı bakanlığın eylül ayında verdiği ikinci yanıt, bu rakamları gölgede bıraktı. Eylül yanıtına göre, sadece 2025 ve 2026 yıllarında 9 bin 950 iş kazası ve 37 ölüm kaydedildi. İki açıklama arasındaki tutarsızlık, kamuoyunda ve eğitim camiasında büyük yankı uyandırdı.
Eğitim-İş Sendikası, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, MEB'in verileri gizlediğini veya yanlış yönlendirdiğini savundu. Sendika, "Haziran ayında 2016'dan bu yana 13 ölüm açıklayan bakanlık, eylül ayında sadece iki yılda 37 ölüm olduğunu itiraf etmiştir. Bu çelişki, öğrenci hayatlarının yok sayıldığını göstermektedir" ifadelerini kullandı.
Eğitim-İş'ten Sert Tepki
Eğitim-İş, MESEM'lerde yaşanan çocuk ölümlerine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Yoksula ölümü reva görmek" başlığını kullandı. Sendika, MESEM modelinin çocukları ucuz iş gücü olarak kullandığını, güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu ve denetimlerin yapılmadığını belirtti. Açıklamada, "Bu çocuklar, eğitim adı altında sanayiye itiliyor ve hayatlarını kaybediyor. Bakanlık, verileri saklayarak sorumluluktan kaçmaya çalışıyor" denildi.
Sendika ayrıca, MESEM'lerdeki iş kazalarının ve ölümlerin engellenmesi için acil önlem alınması çağrısında bulundu. Eğitim-İş, "Her çocuğun güvenli bir eğitim ortamında bulunma hakkı vardır. MESEM'lerdeki iş kazaları ve ölümler, sistematik bir ihmalin sonucudur. Bu utanç verici tabloyu ortaya koyan veriler, bakanlığın çelişkili açıklamalarıyla örtbas edilemez" ifadelerini kullandı.
MESEM'lerdeki İş Kazaları ve Ölümler
MESEM'ler, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında, öğrencilere hem teorik hem de pratik eğitim veren, aynı zamanda işletmelerde çalışarak gelir elde etmelerini sağlayan kurumlar olarak biliniyor. Ancak bu model, öğrencilerin ağır ve tehlikeli işlerde düşük ücretle çalıştırılması, sigorta ve iş güvenliği konularında eksiklikler barındırması nedeniyle sık sık eleştiriliyor. Özellikle son yıllarda artan iş kazası ve ölüm haberleri, MESEM'lerin denetim eksikliğini gözler önüne seriyor.
Eğitim-İş'in açıklamasına göre, MESEM'lerdeki öğrenciler, çoğunlukla dar gelirli ailelerin çocuklarından oluşuyor. Bu çocuklar, ailelerine katkı sağlamak için erken yaşta çalışma hayatına atılıyor ancak yeterli koruma sağlanmıyor. Sendika, "Yoksul ailelerin çocukları, ucuz iş gücü olarak görülüyor ve ölüme terk ediliyor. Bu anlayış, kabul edilemez" dedi.
MEB'den Açıklama Bekleniyor
MEB'in çelişkili verilerine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Bakanlığın, haziran ve eylül yanıtları arasındaki farklılığı nasıl açıklayacağı merak konusu. Eğitim-İş, konuyu yargıya taşıyacaklarını ve TBMM'de araştırma önergesi verilmesi için girişimlerde bulunacaklarını duyurdu.
Öte yandan, MESEM'lerdeki iş kazaları ve ölümler, sadece eğitim sendikalarının değil, işçi sendikalarının ve insan hakları örgütlerinin de gündeminde. Konunun, önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu'na taşınması bekleniyor.
Bağlam: MESEM Modeli ve Tartışmalar
MESEM modeli, 2019 yılında yapılan düzenlemeyle yaygınlaştırıldı. Model, mesleki eğitimi güçlendirmek ve genç istihdamını artırmak amacıyla hayata geçirildi. Ancak uygulamada, öğrencilerin sigortasız çalıştırılması, düşük ücretler ve güvenliksiz koşullar sık sık dile getiriliyor. Eğitim-İş'in verilerine göre, MESEM'lerde kayıtlı öğrenci sayısı 1 milyonu aşmış durumda ve bu öğrencilerin büyük bir kısmı 15-18 yaş aralığında.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF gibi kuruluşlar, çocuk işçiliği konusunda Türkiye'yi uyarıyor. MESEM'lerdeki iş kazaları ve ölümler, bu uyarıların ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Eğitim-İş, "Çocuk işçiliğinin önlenmesi için etkin denetim şart. MESEM'ler, çocukların eğitim hakkını gasp eden bir sisteme dönüşmüştür" dedi.
Konuya ilişkin bağımsız değerlendirme: MEB'in çelişkili verileri, MESEM'lerdeki denetim eksikliğini ve bakanlığın şeffaflıktan uzak tutumunu ortaya koyuyor. Çocuk ölümlerinin rakamlara yansıması bile yıllar alırken, sorumluların hesap vermemesi kabul edilemez. Eğitim-İş'in tepkisi, sorunun sadece bir sendikal mesele değil, aynı zamanda bir insan hakları ihlali olduğunu gösteriyor. MESEM modelinin gözden geçirilmesi ve çocukların güvenliği için acil adımlar atılması gerekiyor.