İstanbul'da, henüz 21 yaşındaki Semanur Arslan'ın bir gökdelenin 43'üncü katındaki pencereden düşerek hayatını kaybetmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada savcılık, ikinci kez takipsizlik kararı verdi. Olay, 2023 yılının Eylül ayında Ataşehir ilçesindeki bir rezidansta meydana gelmiş ve kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Savcılık, ilk soruşturma sonucunda "intihar" ihtimalini ağırlıklı olarak değerlendirmiş ve kovuşturmaya yer olmadığına hükmetmişti. Ailenin itirazı üzerine yeniden başlatılan soruşturmada da benzer gerekçelerle takipsizlik kararı çıktı.
Soruşturma süreci ve ailenin tepkisi
Semanur Arslan'ın ailesi, olayın şüpheli olduğunu ve kızlarının ölümüne ilişkin detaylı bir inceleme yapılmadığını iddia ederek adli süreci yakından takip ettiklerini belirtmişti. İlk takipsizlik kararına karşı yapılan itiraz üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı eksikliklerin giderilmesi için soruşturmanın genişletilmesine karar vermişti. Yeniden inceleme kapsamında, olay yerindeki güvenlik kameraları tekrar izlenmiş, tanık ifadeleri alınmış ve dijital veriler incelenmişti. Ancak savcılık, yapılan tüm araştırmalara rağmen olayın bir başkası tarafından gerçekleştirildiğine dair yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle ikinci kez takipsizlik kararı verdi.
Olayın arka planı ve kamuoyu baskısı
Genç kadının ölümü, sosyal medyada ve ana akım medyada günlerce tartışılmış, özellikle genç kızların güvenliği konusunu yeniden gündeme getirmişti. Semanur Arslan'ın, bir gece kulübünde eğlendikten sonra arkadaşlarıyla birlikte rezidansa gittiği ve burada pencereden düştüğü iddia edilmişti. Olayın ardından arkadaşları gözaltına alınmış ancak serbest bırakılmıştı. Aile, kızlarının arkadaşlarının olayla ilgili yeterince sorgulanmadığını ve soruşturmanın önyargılı yürütüldüğünü savunuyor. Kadın örgütleri ve bazı sivil toplum kuruluşları da sürece müdahil olarak adaletin sağlanması için çağrıda bulunmuştu.
Hukuki değerlendirme ve sonraki adımlar
Takipsizlik kararı, savcılığın olayda suç işlendiğine dair yeterli şüphe bulunmadığı kanaatine varması anlamına geliyor. İkinci karar da aile tarafından itiraz edilebilecek. Ancak itiraz mercileri, savcılığın kararını hukuka uygun bulursa soruşturma tamamen kapanacak. Hukukçular, bu tür olaylarda tanık ifadelerinin çelişkili olması ve kesin delil bulunamaması durumunda takipsizlik kararlarının sıkça verildiğini belirtiyor. Semanur Arslan’ın ölümü, yüksek binalardaki güvenlik önlemlerinin yetersizliği ve gençlerin sosyal ortamlarda karşılaştığı riskler açısından da tartışılmaya devam ediyor. Olay, sadece bir adli vaka olmanın ötesinde, toplumsal bir sorgulamayı da beraberinde getirdi.