Avrupa Birliği Komisyonu tarafından yayımlanan 2025 Schengen vize istatistikleri, Türkiye'de uzun süredir tartışılan vize sorununu bir kez daha gözler önüne serdi. Verilere göre, Türkiye geçen yıl 1 milyon 268 bin 376 Schengen vizesi başvurusuyla dünyada en fazla başvuru yapan ülke konumunda yer aldı. Ancak bu başvuruların yaklaşık 190 bin 256’sı, yani yüzde 15’i reddedildi. Reddedilen başvuruların büyük kısmının eksik belge veya seyahat amacını kanıtlama yetersizliği gerekçesiyle olduğu belirtiliyor.
Ret oranındaki artış dikkat çekiyor
Geçen yıla kıyasla ret oranında belirgin bir artış yaşandı. 2024’te yüzde 12,4 olan ret oranı, 2025’te yüzde 15’e yükseldi. Uzmanlar, bu artışın ardında AB ülkelerinin artan güvenlik kaygıları ve prosedürlerin sıkılaştırılmasının yattığını ifade ediyor. Özellikle Almanya ve Fransa gibi yoğun başvuru alan ülkelerde ret oranının daha yüksek olduğu görülüyor. Türkiye’den en çok başvuru yapılan ülke Almanya olurken, onu Fransa, İtalya ve Yunanistan takip ediyor.
Randevu sorunu sürüyor
Vize reddi kadar, randevu bulma zorluğu da Türk vatandaşları için büyük bir engel oluşturuyor. Birçok başvuru sahibi, konsolosluklardan aylar sonrasına randevu alabiliyor. Bu durum, özellikle iş ve turistik seyahatlerde planlama yapmayı güçleştiriyor. Avrupa Birliği Komisyonu, randevu sisteminin iyileştirilmesi için üye ülkelere çağrıda bulunsa da şu ana kadar somut bir adım atılmadı.
Türkiye en çok başvuru yapan ülke
Türkiye, 1,26 milyon başvuru ile Schengen bölgesine en fazla vize başvurusu yapan ülke olurken, ikinci sırada 1,1 milyon başvuruyla Çin yer alıyor. Üçüncü sıradaki Hindistan ise 950 bin başvuruda bulundu. Ancak ret oranlarında Türkiye yüzde 15 ile orta sıralarda bulunuyor. En yüksek ret oranı yüzde 35 ile Nijerya’ya aitken, en düşük ret oranı yüzde 2 ile Japonya’da görüldü.
Bağımsız değerlendirme
Schengen vizesindeki ret oranı ve randevu krizi, Türkiye’nin AB ile ilişkilerindeki yapısal sorunları yansıtıyor. Vize serbestisi müzakerelerinin askıda olduğu bir dönemde, artan ret oranları Türk vatandaşlarının AB’ye seyahat özgürlüğünü daha da kısıtlıyor. Ekonomik ve sosyal bağların güçlenmesi için bu alanda somut adımlar atılması gerekiyor. Aksi halde, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan AB ile arasındaki mesafe giderek açılacak.