Türkiye'de son 11 yılda örtü altı tarıma yapılan yatırımlar sayesinde üretim yaklaşık 4 kat arttı. Ancak bu artış, üreticilerin beklediği gibi kazanç getirmedi. Rekor seviyelere ulaşan üretim, fiyatların sert bir şekilde düşmesine neden oldu. Çiftçiler, maliyetlerini dahi karşılayamadıklarını ve duruma tepkili olduklarını ifade ediyor. Örtü altı üretimdeki bu hızlı büyüme, sektörde yeni bir kriz dalgasını da beraberinde getirdi.
Üretimde patlama, fiyatlaraskerede
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, 2013 yılında 4,5 milyon ton olan örtü altı sebze ve meyve üretimi, 2024 yılı itibarıyla 18 milyon tona ulaştı. Bu artışın temel nedeni, devlet destekleri ve özel sektörün seracılık yatırımlarına yönelmesi oldu. Ancak üretim miktarındaki bu patlama, iç piyasada arz fazlasına yol açtı. Domates, salatalık, biber ve patlıcan gibi temel ürünlerin fiyatları yüzde 40'a varan oranlarda geriledi. Antalya'dan bir üretici, "Tarlada domatesin kilosu 1 liraya kadar düştü. Biz mazot, gübre ve işçilik maliyetlerini karşılayamıyoruz" diye konuştu.
Üreticinin maliyet yükü artıyor
Üretimin artmasına rağmen çiftçinin maliyetleri de aynı oranda yükseldi. Son bir yılda mazot fiyatlarına yüzde 70, gübreye yüzde 50, işçilik giderlerine ise yüzde 40 zam geldi. Üreticiler, artan maliyetler karşısında satış fiyatlarının yetersiz kaldığını vurguluyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı, "Üretim planlaması yapılmadan artan sera yatırımları, fiyat istikrarsızlığına yol açtı. Çiftçi emeğinin karşılığını alamıyor" dedi. Buna karşılık Tüketici Hakları Derneği ise fiyatların düşmesinin tüketiciye yansımadığını, market raflarında ürünlerin hâlâ pahalı satıldığını belirtiyor.
İhracat ve depolama çözüm mü?
Sektör temsilcileri, arz fazlasının eritilmesi için ihracat kanallarının genişletilmesi ve soğuk hava deposu altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Türkiye, örtü altı ürünlerde Rusya, Irak ve Suriye gibi ülkelere ihracat yapıyor ancak lojistik sorunlar ve döviz kuru belirsizlikleri ihracatı sınırlıyor. Öte yandan, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın üretim planlaması kapsamında yeni bir destekleme modeli üzerinde çalıştığı öğrenildi. Ancak çiftçiler, bu çalışmaların hayata geçmesini beklemeden zarar etmeye devam ettiklerini ifade ediyor. Uzmanlar, örtü altı üretimdeki bu yapısal sorunun yalnızca piyasa mekanizmalarıyla değil, kamu müdahalesiyle çözülebileceğini belirtiyor.
Sonuç olarak, Türkiye'nin tarım politikalarında üretim artışını tek başına başarı olarak görmekten vazgeçip, pazarlama ve fiyat istikrarını da hedefleyen bütüncül bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor. Aksi takdirde, çiftçi isyanının daha da büyümesi ve tüketicinin de bu krizden olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz görünüyor.