Mersinli Seyhan Kahveci (65), yaşadığı deniz kazasında kız kardeşi Reyhan Verim'i kaybetmenin acısını yaşıyor. Kahveci, gemide can yeleği bulunmasına rağmen nasıl takılacağına dair hiçbir talimat verilmediğini belirterek, "Bizi ölüme terk ettiler" dedi. Olay, Türkiye kıyılarında meydana gelen ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği bir gemi kazasının ardından yaşandı. Kahveci'nin ifadeleri, kazada ihmal olduğu yönündeki iddiaları güçlendiriyor.
Kazada Neler Yaşandı?
Seyhan Kahveci, kaza anını ve sonrasında yaşanan kaosu şu sözlerle anlattı: "Gece yarısı büyük bir sarsıntıyla uyandık. Her yer su doluyordu. İnsanlar panik içinde koşuşuyordu. Can yelekleri vardı ama kimse nasıl takılacağını bilmiyordu. Mürettebattan da hiçbir talimat gelmedi. Biz kendi kendimize takmaya çalıştık ama olmadı. Kardeşim Reyhan'ı kaybettim." Kahveci, geminin battığı sırada can kurtaran botlarına ulaşmanın da mümkün olmadığını ifade etti.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre, gemi kaptanı ve mürettebatın bir kısmı ilk fırsatta gemiyi terk etti. Yolcular ise kendi imkânlarıyla kurtulmaya çalıştı. Kahveci, "En zor anlarda bile gemideki yetkililerden ses seda çıkmadı. Biz ölümle burun buruna kaldık. Bu bir ihmal değil, doğrudan bir terk ediştir" diye konuştu.
Can Yeleği ve Güvenlik Önlemleri Tartışması
Kaza sonrası yapılan incelemelerde, can yeleklerinin bazılarının patlak olduğu veya kullanılamaz durumda olduğu tespit edildi. Ayrıca gemideki can kurtaran botlarının sayısının, yolcu kapasitesine göre yetersiz olduğu da ortaya çıktı. Uzmanlar, deniz yolculuklarında güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini vurguluyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Deniz Ticaret Odası yetkilileri, "Bu tür kazaların yaşanmaması için uluslararası standartların uygulanması şart. Ancak maalesef bazı işletmeler maliyetleri düşürmek adına güvenlik ekipmanlarını ihmal ediyor" ifadelerini kullandı.
Seyhan Kahveci'nin avukatı ise, olayla ilgili olarak geminin işletmecisi ve kaptanı hakkında 'taksirle ölüme neden olma' suçlamasıyla dava açacaklarını açıkladı. Avukat, "Müvekkilim ve diğer yolcuların can güvenliği hiçe sayılmıştır. Bu olayın sorumlularının en ağır şekilde cezalandırılması için hukuki süreç başlattık" dedi.
Gemideki Yaşam Koşulları ve İhmal İddiaları
Kahveci, kaza öncesinde de gemide bazı sorunlar yaşandığını belirtti: "Yolculuğun başından itibaren gemide hijyen koşulları çok kötüydü. Yemekler bozuktu, tuvaletler temiz değildi. Mürettebat ilgisizdi. Biz bu durumları yetkililere bildirdik ama hiçbir önlem alınmadı." Bu ifadeler, geminin denize elverişlilik belgesinin olup olmadığı sorusunu akıllara getirdi. Ulaştırma Bakanlığı'nın yaptığı ilk incelemede, geminin bazı güvenlik eksiklikleri nedeniyle daha önce de uyarıldığı ancak gerekli düzeltmelerin yapılmadığı öğrenildi.
Kazada hayatını kaybeden Reyhan Verim'in cenazesi Mersin'de toprağa verilirken, ailesi ve yakınları gözyaşlarına boğuldu. Seyhan Kahveci, "Reyhan'ı bir daha göremeyecek olmak çok acı. Ama onun hatırası için bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğim. Yetkililerden hesap soracağım" dedi.
Deniz kazaları, Türkiye gündeminde sık sık yer alıyor. Geçmişte yaşanan benzeri olaylar, güvenlik önlemlerinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, yolcu gemilerinde düzenli denetimlerin yapılması ve mürettebatın acil durum eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bu trajik olay, yalnızca iki kardeşin değil, onlarca ailenin hayatını kararttı. Alınacak dersler, gelecekte yaşanabilecek felaketleri önleyebilir. Ancak bu, ancak sorumluların cezalandırılması ve güvenlik standartlarının tavizsiz uygulanmasıyla mümkün olacak. Seyhan Kahveci'nin adalet arayışı, umarım diğer mağdurlara da örnek olur ve deniz taşımacılığında can güvenliği konusunda kalıcı çözümler getirir.