ABD ile İran arasında son dönemde artan diplomatik temaslar, İsrail'de alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Tel Aviv yönetimi, Washington'ın Tahran'ı resmi muhatap olarak kabul etmesini kendisi için varoluşsal bir tehdit olarak değerlendirirken, İsrail basını Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Güney Lübnan'dan çekilme baskısıyla karşı karşıya olduğunu ve bunun 'siyasi intihar' anlamına geleceğini yazdı.
ABD-İran Yakınlaşması Tel Aviv'de Tedirginlik Yarattı
İsrail gazeteleri, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İran'la nükleer müzakereleri yeniden başlatma ve bölgesel konularda diyalog kurma çabalarını geniş bir şekilde ele aldı. Özellikle ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın son açıklamaları, Tahran'la diplomasiye öncelik verileceğini ortaya koydu. Bu durum, İsrail'in uzun yıllardır benimsediği 'İran'ı tecrit etme' politikasını temelden sarsıyor. Tel Aviv'deki güvenlik kaynaklarına göre, ABD'nin İran'ı muhatap alması, İsrail'in bölgedeki caydırıcılığını zayıflatacak ve Hizbullah gibi vekil güçlerin elini güçlendirecek.
Netanyahu'nun Çıkmazı
İsrail basınında yer alan analizler, Netanyahu'nun iç siyasi dengeler açısından zor bir durumda olduğunu belirtiyor. Bir yandan ABD'nin baskısıyla Güney Lübnan'dan çekilmeyi kabul etmesi, aşırı sağcı koalisyon ortaklarının tepkisini çekecek ve hükümetin düşmesine yol açabilecek. Diğer yandan çekilmeyi reddetmesi, Washington'la ilişkileri daha da germe riski taşıyor. Uzmanlar, Netanyahu'nun bu ikilemde 'siyasi intihar' ile karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Geçtiğimiz hafta yapılan gizli bir toplantıda, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) yetkililerinin, Güney Lübnan'daki mevcut durumun sürdürülemez olduğunu ve askeri çekilmenin kaçınılmaz olduğunu rapor ettiği öğrenildi.
Bölgesel Güç Dengeleri Değişiyor
ABD'nin İran'la yakınlaşması, sadece İsrail'i değil, aynı zamanda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerini de tedirgin ediyor. Ancak İsrail için durum daha kritik; çünkü İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçleri, doğrudan güvenlik tehdidi oluşturuyor. Uzun yıllardır İran'ı 'şeytan' olarak tanımlayan Netanyahu yönetimi, şimdi ABD'nin bu ülkeyle müzakere masasına oturmasını kabullenmek zorunda kalıyor. İsrail istihbaratı, İran'ın nükleer silah geliştirme hızını artırdığını ve bir yıl içinde nükleer başlık sahibi olabileceğini tahmin ediyor. Bu nedenle Tel Aviv, diplomatik sürecin başarısız olması durumunda askeri seçenekleri de masada tutuyor.
İsrail Basınından Sert Tepkiler
İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz, başyazısında 'Netanyahu, ABD'nin İran'a yönelik politikası karşısında çaresiz' ifadesine yer verdi. Yedioth Ahronoth ise, 'Tel Aviv'in kabusu: İran'ı tehdit olarak gören dünya düzeni sona eriyor' başlığını attı. Başbakanlık kaynakları ise resmi bir açıklama yapmaktan kaçınarak, 'gelişmelerin yakından takip edildiğini' belirtmekle yetindi. Netanyahu'nun önümüzdeki günlerde ABD'li mevkidaşıyla bir telefon görüşmesi yapması bekleniyor.
Bağımsız Değerlendirme
ABD-İran yakınlaşması, Orta Doğu'da yeni bir dönemin habercisi olabilir. Netanyahu'nun siyasi kariyeri, bu dönüşüme uyum sağlama kapasitesine bağlı. Ancak mevcut koalisyon ortakları ve İsrail kamuoyundaki İran karşıtı söylem, başbakanın manevra alanını daraltıyor. Tel Aviv'in diplomatik baskıyla askeri caydırıcılık arasında sıkıştığı bu süreçte, İran'la olası bir anlaşma, bölgesel barış için umut verici olsa da, İsrail için derin bir güvenlik ikilemi yaratıyor.