Elazığ Valiliği, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi nedeniyle il genelinde 14 gün süreyle her türlü etkinlik, eylem ve faaliyeti yasakladı. Valilikten yapılan açıklamaya göre, yasak kararı 1 Nisan 2025'te başlayıp 14 Nisan 2025'e kadar devam edecek. Karar, özellikle sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerden tepki toplarken, yetkililer kararın güvenlik gerekçesiyle alındığını belirtiyor.
Yasak kapsamı geniş
Valilik kararına göre, yasak kapsamında açık hava toplantıları, gösteri yürüyüşleri, basın açıklamaları, stant açma ve benzeri tüm etkinlikler yer alıyor. Karar, Elazığ'ın tüm ilçelerini kapsıyor. Yetkililer, NATO zirvesi sırasında olası güvenlik risklerine karşı bu tedbirin alındığını ifade ediyor. Ancak, kararın bir metropol kentte değil, Elazığ gibi bir Anadolu şehrinde uygulanması kafa karışıklığına yol açtı.
Tepkiler ve gerekçeler
Elazığ Barosu ve bazı sivil toplum kuruluşları, yasağın anayasal hakları ihlal ettiğini savunarak karara itiraz edeceklerini duyurdu. Öte yandan, valilik kaynakları, benzer önlemlerin daha önce de uluslararası zirveler öncesinde başka illerde alındığını hatırlatıyor. NATO zirvesinin Ankara'da yapılacak olmasına rağmen, Elazığ'ın stratejik konumu ve terör örgütlerine yakınlığı nedeniyle ek güvenlik önlemlerinin gerekli olduğu belirtiliyor.
Tarihsel bağlam
Türkiye'de büyük uluslararası toplantılar öncesinde güvenlik gerekçesiyle etkinlik yasakları sık sık uygulanıyor. 2024'teki İstanbul Büyükşehir Belediyesi toplantıları ve 2023'teki Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantıları öncesinde de benzer yasaklar getirilmişti. Ancak 14 günlük süre, önceki uygulamalara göre daha uzun. Uzmanlar, bu tür yasakların ifade özgürlüğü üzerinde baskı oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Değerlendirme
NATO Zirvesi'nin Ankara'da yapılmasına rağmen Elazığ gibi bir şehirde tüm etkinliklerin 14 gün boyunca yasaklanması, güvenlik ile ifade özgürlüğü arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme getiriyor. Türkiye'de benzer uygulamaların sıklığı, sivil toplumun toplanma ve ifade özgürlüğünü kısıtlarken, güvenlik gerekçelerinin ne kadar haklı olduğu tartışmalı. Bu kararın, hem yerel halk hem de hukukçular tarafından yakından takip edilmesi bekleniyor.