İsrail ile ABD, Batı Kudüs'te bulunan ve 1948 öncesinde Filistinli ailelere ait olduğu belgelerle kanıtlanan bir araziyi, uluslararası hukuka aykırı şekilde 1 Dolar karşılığında 99 yıllığına ABD Büyükelçiliği'ne tahsis eden anlaşmayı imzaladı. Anlaşma, iki ülke arasında imzalanırken, bölgedeki Filistinli mülk sahipleri ve uluslararası toplumdan tepkiler yükseldi.
Anlaşmanın ayrıntıları
Anlaşma kapsamında, Batı Kudüs'teki söz konusu arazi, ABD Büyükelçiliği tarafından 99 yıl süreyle kullanılmak üzere İsrail hükümeti tarafından sembolik bir ücret olan 1 Dolar karşılığında tahsis edildi. İsrail yetkilileri, anlaşmanın iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri güçlendirdiğini savunurken, Filistin tarafı ise bu adımı işgal ve mülksüzleştirme politikasının bir parçası olarak nitelendirdi.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yetkilileri, söz konusu arazinin 1948 öncesinde Filistinli ailelere ait olduğunu ve tapu kayıtlarının bu durumu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. FKÖ sözcüsü, uluslararası toplumu derhal harekete geçmeye çağırarak, bu tür anlaşmaların bölgede barış umutlarına darbe vurduğunu ifade etti.
Tarihsel arka plan ve hukuki boyut
Batı Kudüs, 1948 Arap-İsrail savaşı sonrasında İsrail kontrolüne geçmiş, ancak uluslararası hukuka göre işgal altındaki toprak statüsünde kabul edilmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, işgalci gücün işgal altındaki topraklarda mülk edinmesini veya bu mülkleri devretmesini yasaklamaktadır. Anlaşma, bu kararlara açıkça aykırı olarak değerlendiriliyor.
ABD Büyükelçiliği'nin 2018 yılında Tel Aviv'den Kudüs'e taşınmasıyla başlayan süreçte, ABD'nin bölgedeki varlığını genişletmesi dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu yeni anlaşmanın ABD'nin İsrail'in toprak iddialarına verdiği desteği bir kez daha teyit ettiğini vurguluyor.
Filistin yönetimi, konuyu Birleşmiş Milletler dahil uluslararası platformlara taşıyacağını duyururken, İsrail hükümeti ise anlaşmanın egemenlik hakları çerçevesinde yapıldığını ve meşru olduğunu iddia ediyor. Anlaşma metninin gizli tutulduğu ve kamuoyuyla paylaşılmadığı belirtiliyor.
Olay, İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir gerilim unsuru olarak değerlendiriliyor. Bölgedeki sivil toplum örgütleri, bu tür uygulamaların iki devletli çözüm umutlarını zedelediğini ve uluslararası hukukun ciddi şekilde ihlal edildiğini belirterek, anlaşmanın iptali için uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye çağırıyor.