Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'nun haziran ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırması, Türkiye'de çalışan kesimin alım gücündeki dramatik düşüşü bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması tutarı olan açlık sınırı, haziranda 37 bin 996 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırı olarak tanımlanan, gıda, barınma, ulaşım, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçları kapsayan toplam harcama tutarı ise 116 bin 106 lira olarak hesaplandı.
Asgari ücret ve memur maaşı yoksulluk sınırının gerisinde
Konfederasyonun verilerine göre, mevcut asgari ücret olan 17 bin 2 lira, açlık sınırının bile altında kalırken, dört asgari ücretle geçinen bir ailenin toplam geliri 68 bin 8 lirada kaldı. Bu rakam, yoksulluk sınırının 48 bin lira altına denk geliyor. En düşük memur maaşı olan 33 bin lira da, yoksulluk sınırının oldukça gerisinde. Araştırma, en düşük memur maaşının dahi yoksulluk sınırını karşılamadığını ortaya koyuyor.
Gıda enflasyonu ve temel ihtiyaçlardaki artış
Birleşik Kamu-İş Araştırma Dairesi tarafından yapılan hesaplamalarda, haziran ayında en yüksek fiyat artışı yumurta, süt ürünleri ve sebze grubunda görüldü. Geçen yılın aynı dönemine göre gıda fiyatları ortalama yüzde 70'in üzerinde artarken, kira ve ulaşım giderlerindeki artış da yoksulluk sınırını yukarı çeken başlıca unsurlar oldu.
Yoksulluk sınırı 10 yılda 40 kat arttı
Konfederasyon yetkilileri, yoksulluk sınırının son 10 yılda yaklaşık 40 kat artış gösterdiğine dikkat çekiyor. 2016 yılında 4 bin lira civarında olan yoksulluk sınırı, bugün 116 bin lirayı aşmış durumda. Yetkililer, ücret politikalarının bu tablo karşısında yetersiz kaldığını, gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün derinleştiğini vurguluyor.
Uzmanlar, enflasyonun yanı sıra vergi yükü ve temel tüketim mallarındaki KDV oranlarının yüksekliğinin yoksulluğu tetiklediğini belirtiyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 71,6 olarak açıklanırken, bağımsız araştırmalar gıda enflasyonunun yüzde 80'lere ulaştığını gösteriyor.
Birleşik Kamu-İş, hükümete asgari ücretin yeniden belirlenmesi, düşük gelirli kesimlerin vergi yükünün azaltılması ve temel gıda ürünlerinde KDV indirimi çağrısında bulundu. Sendika, yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlarca çalışanın acil önlemlerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Bu veriler, ekonomi yönetiminin uyguladığı politikaların toplumun geniş kesimlerini nasıl etkilediğini açıkça ortaya koyarken, sosyal adalet açısından tartışmaları da beraberinde getiriyor. Geçim sıkıntısı yaşayan hanelerin sayısı arttıkça, toplumsal huzursuzluk ve yoksulluğun yol açtığı sorunlar daha fazla hissedilir hale geliyor. Bu tablo, makroekonomik hedefler ile vatandaşın günlük yaşamı arasındaki uçurumun giderek derinleştiğini gösteriyor.