Muhsin Yazıcıoğlu'nun 2009 yılındaki helikopter kazasındaki ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada önemli bir aşama kaydedildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş çaplı soruşturma kapsamında gözaltına alınan 27 kişiden 19'u tutuklanırken, 8 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi. Soruşturmanın, kazanın ardından gelen ihbarlar ve yeni deliller üzerine derinleştirildiği belirtiliyor.
Soruşturma süreci ve tutuklamalar
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, geçtiğimiz haftalarda başlatılan operasyonlarda 27 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin, dönemin kamu görevlileri, askeri personel ve sivil kişilerden oluştuğu öğrenildi. Soruşturma savcısının talebi üzerine mahkemeye sevk edilen şüphelilerden 19'u 'kasten ölüme sebebiyet verme' ve 'resmi belgede sahtecilik' suçlamalarıyla tutuklandı. Diğer 8 şüpheli ise yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü gibi adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakıldı.
Yazıcıoğlu'nun avukatı Ali Aydın, yaptığı açıklamada, 'Soruşturmanın bu aşamaya gelmesi, ailenin ve sevenlerinin yıllardır beklediği adaletin tecellisi açısından önemli. Ancak bu sürecin takipçisi olacağız. Tutuklamalar, kazanın bir kaza olmadığını düşündürmektedir' dedi.
Kaza mı, suikast mı?
Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ta düzenlenen bir miting dönüşünde bindiği helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Kazada Yazıcıoğlu ile birlikte 5 kişi daha ölmüştü. Olayın hemen ardından resmi makamlar kazanın 'pilotaj hatası' ve 'olumsuz hava koşulları' nedeniyle meydana geldiğini açıklamıştı. Ancak yıllar içinde kazanın şüpheli yönleri gündeme gelmiş, özellikle helikopterin bakım kayıtlarındaki usulsüzlükler ve dönemin bazı yetkililerinin ifadeleri dikkat çekmişti.
Yazıcıoğlu'nun partisi Büyük Birlik Partisi (BBP) ve ailesi, olayın bir suikast olduğunu ısrarla savunuyordu. 2016 yılında ise TBMM'de kurulan bir alt komisyon, kazaya ilişkin detaylı bir rapor hazırlamış ve bazı eksikliklerin olduğunu belirtmişti. Bu raporun ardından soruşturma yeniden canlanmıştı. Son iki yılda elde edilen yeni tanık ifadeleri ve teknik deliller, soruşturmanın boyutunu genişletti.
Savcılık kaynaklarından alınan bilgiye göre, tutuklanan şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda, helikopterin arızalı parçalarla uçurulduğu ve kaza anında hava koşullarının sanıldığı gibi kötü olmadığı yönünde bulgulara ulaşıldı. Ayrıca, dönemin bazı istihbarat raporlarının da imha edildiği iddia ediliyor.
Siyasi yansımalar ve beklentiler
Bu gelişme, siyasi çevrelerde geniş yankı uyandırdı. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, 'Muhsin Başkan'ın katillerinin ortaya çıkarılması için yıllardır mücadele ediyorduk. Bugün atılan adım, bir dönemin karanlık yüzünün aydınlanmasına vesile olacaktır. Adaletin tecellisi için sürecin takipçisi olacağız' ifadelerini kullandı. Ana muhalefet partisi CHP de konuya ilişkin bir açıklama yaparak, 'Davanın aydınlatılması, devlet içindeki çetelerin deşifre edilmesi açısından önemlidir' dedi.
Hukukçular, bu soruşturmanın Türkiye'deki 'faili meçhul' dosyalardan biri olarak görülen Yazıcıoğlu davasında bir dönüm noktası olabileceğini belirtiyor. Ancak tutuklamaların somut delillere dayanıp dayanmadığı ve sürecin sonunda sağlıklı bir yargılama yapılıp yapılmayacağı merak konusu. Bağımsız analistlere göre, bu dava aynı zamanda geçmişteki şüpheli ölümlerin aydınlatılması konusunda bir emsal teşkil edebilir. Muhsin Yazıcıoğlu'nun siyasi kişiliği ve dönemin koşulları göz önüne alındığında, soruşturmanın derinleşmesi, devlet içindeki yapılanmalarla ilgili önemli ipuçları verebilir.