Merkez bankaları, 2024 yılının ilk çeyreğinde altın rezervlerine tarihin en büyük eklemesini yaparak küresel piyasalarda hareketlilik yarattı. Dünya Altın Konseyi'nin yayımladığı son rapor, merkez bankalarının net altın alımının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 68 arttığını gösterdi. Jeopolitik riskler, yüksek enflasyon ve ABD Doları'na olan güvenin azalması, bankaları altına yönelten başlıca nedenler arasında yer alıyor.
Rekor alımlar ve başlıca aktörler
Dünya Altın Konseyi verilerine göre, 2024 yılı Ocak-Mart döneminde merkez bankaları toplam 290 ton altın satın aldı. Bu, 1950'lerden bu yana kaydedilen en yüksek üç aylık alım rakamı. Çin, Hindistan ve Türkiye merkez bankaları en büyük alıcılar arasında öne çıkıyor. Çin Merkez Bankası, 18. ay üst üste altın alımı yaparak rezervlerini 2.260 tona çıkardı. Hindistan ise 2024'ün ilk çeyreğinde 35 ton altın ekleyerek toplam rezervini 830 tona yükseltti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da altın alımlarını hızlandıran kurumlar arasında. TCMB, 2023 sonundan bu yana rezervlerine yaklaşık 50 ton altın ekledi ve toplam altın rezervi 540 tona ulaştı. Analistler, Türkiye'nin bu hamlesini hem enflasyonla mücadele hem de dolar bağımlılığını azaltma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriyor.
Doların küresel rezervlerdeki payı düşüyor
Altın alımlarındaki artış, ABD Doları'nın küresel rezerv para olarak konumundaki zayıflamayla paralel ilerliyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, doların dünya merkez bankası rezervlerindeki payı 2023'te yüzde 58'e gerileyerek son 25 yılın en düşük seviyesine indi. Raporda, merkez bankalarının özellikle Çin, Rusya ve İran'a yönelik ABD yaptırımları nedeniyle dolardan kaçışını hızlandırdığı vurgulanıyor. Uzmanlar, 2008 küresel mali krizi ve pandemi sonrası başlayan bu eğilimin, jeopolitik gerilimlerle birlikte kalıcı hale geldiğini belirtiyor.
Dünya Altın Konseyi yetkilileri, merkez bankalarının altın alımında devletlerin yanı sıra para otoritelerinin de uzun vadeli stratejiler izlediğine dikkat çekiyor. Altın, herhangi bir jeopolitik baskıya tabi olmayan bir güvenli liman olarak görülüyor.
Bağımsız değerlendirme
Küresel altın talebindeki bu artış, dolar hegemonyasının sorgulandığı ve çok kutuplu bir dünya düzenine geçişin sinyallerini veriyor. Merkez bankalarının altın alımlarının devam etmesi beklenirken, bu durumun ABD faiz politikaları ve rezerv dolar sistemi üzerinde yeni baskılar oluşturması muhtemel. Ekonomistler, altının güvenli liman statüsünün jeopolitik belirsizlikler arttıkça daha da güçleneceğini öngörüyor.