Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasını, Avrupa Birliği (AB), Yunanistan ve İsrail'in yoğun baskılarına rağmen onayladı. Bu adım, Doğu Akdeniz'deki enerji ve egemenlik denkleminde önemli bir kırılma yarattı. Meclis'in onayı, Ankara'nın bölgedeki diplomatik ve hukuki pozisyonunu güçlendirirken, Atina ve Tel Aviv'in alternatif boru hattı projelerini de zora soktu.
Meclis Onayı ve Bölgesel Tepkiler
Libya Temsilciler Meclisi'nin aldığı karar, ülkenin doğu kanadındaki siyasi aktörlerin de sürece dahil olduğunu gösteriyor. Anlaşma, Türkiye ile Libya arasındaki deniz sınırlarını belirleyerek, Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerine hukuki bir çerçeve kazandırıyor. Kararın ardından Yunanistan ve AB yetkilileri, anlaşmanın üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini öne sürerek itirazlarını yineledi. Ancak Libya tarafı, anlaşmanın uluslararası hukuka uygun olduğunu ve kendi egemenlik hakları çerçevesinde imzalandığını savunuyor.
AB liderleri, Haziran 2025'te yaptıkları açıklamada mutabakatın bölgesel istikrarı tehdit ettiğini iddia etmişti. Buna karşın Libya Meclisi'nin onayı, AB'nin ve Yunanistan'ın diplomatik çabalarının sonuçsuz kaldığını ortaya koydu. Yunan liderler, anlaşmayı delmek amacıyla Bingazi'ye giderek Halife Hafter ve ailesiyle bir araya gelmiş, ardından Başbakan Abdülhamid Dibeybe ile görüşmelerde bulunmuştu. Ancak bu girişimler, Meclis'in iradesini değiştirmeye yetmedi.
Doğu Akdeniz'de Değişen Denge
Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki anlaşması, 2019'da imzalanmasına rağmen uzun süre uygulanamamıştı. Anlaşma, Türkiye'nin kıta sahanlığı sınırlarını Libya kıyılarına kadar genişleterek, Doğu Akdeniz'deki enerji projelerinde söz sahibi olmasını sağlıyor. Yunanistan ve İsrail'in desteklediği EastMed boru hattı projesi, bu anlaşma nedeniyle güzergah değiştirmek zorunda kalmıştı. Libya Meclisi'nin onayı, projenin geleceğini daha da belirsiz hale getirdi.
Uzmanlar, kararın bölgesel güç dengesinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Libya'nın doğusunu kontrol eden Hafter'e yakın kaynaklar, Meclis oylamasında anlaşmanın kabul edilmesinin, Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi yolunda atılmış bir adım olarak yorumlanabileceğini söylüyor. Ancak Trablus merkezli hükümetin de süreçte ne kadar etkili olduğu tartışma konusu. Yine de Meclis'in onayı, uluslararası alanda Libya'nın egemenlik haklarını kullanma iradesini gösteriyor.
AB'nin tutumu ise dikkat çekici. Brüksel, anlaşmayı tanımadığını açıklasa da, Libya ile enerji ve göç konularında işbirliğini sürdürmek istiyor. Bu ikilem, AB'nin Kuzey Afrika politikasında yaşadığı çelişkiyi gözler önüne seriyor. Yunanistan ise anlaşmayı iptal ettirmek için uluslararası mahkemelere başvurma seçeneğini masada tutuyor. Ancak Libya Meclisi'nin kararı, hukuki süreçte de Türkiye'nin elini güçlendirebilir.
Arka Plan: 2019'dan Bugüne
Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki anlaşması, 27 Kasım 2019'da dönemin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzalanmıştı. Anlaşma, iki ülkenin kıta sahanlığı sınırlarını belirleyerek, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını yeniden tanımlıyordu. Yunanistan, anlaşmayı 'yok hükmünde' sayarak reddetti ve AB'den destek istedi. 2020'de Yunanistan ile Mısır arasında imzalanan benzer bir anlaşma ise Türkiye'nin itirazıyla karşılaşmıştı.
Libya'daki iç savaş ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle anlaşmanın uygulanması gecikmişti. 2021'deki seçimlerin ertelenmesi ve hükümetin bölünmüş yapısı, Meclis'in onay sürecini tıkamıştı. Bugünkü karar, bu sürecin sona erdiğini ve Libya'nın anlaşmaya bağlı olduğunu gösteriyor. Meclis Başkanı Akile Salih'in imzasıyla yayımlanan karar, ülkenin doğusundaki güçlerin de anlaşmayı benimsediği anlamına geliyor.
Bölgesel uzmanlar, bu gelişmenin Doğu Akdeniz'de yeni bir diplomatik dönemin kapısını aralayabileceğini belirtiyor. Türkiye'nin Libya ile ilişkilerini derinleştirmesi, AB'nin bölgedeki etkisini azaltabilir. Yunanistan'ın ise alternatif ittifaklar arayışına hız vermesi bekleniyor. İsrail'in ise enerji koridorunu korumak için Türkiye ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışacağı öngörülüyor. Ancak Libya Meclisi'nin onayı, tüm bu hesapları yeniden gözden geçirmeyi zorunlu kılıyor.
Sonuç olarak, Libya Temsilciler Meclisi'nin kararı, sadece ikili bir anlaşmanın onaylanması değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki güç mücadelesinde yeni bir sayfanın açılması anlamına geliyor. AB, Yunanistan ve İsrail'in baskılarına rağmen alınan bu karar, bölgesel aktörlerin iradesinin sandık ve meclis gibi demokratik kurumlarla şekillendiğini gösteriyor. Bundan sonraki süreçte, anlaşmanın pratikte nasıl uygulanacağı ve tarafların atacağı adımlar belirleyici olacak.