İller Bankası Genel Müdürü Eyyüp Karahan, Türkiye'de hâlâ asbestli içme suyu borularının bulunduğunu belirterek, yaklaşık bin kilometre uzunluğunda asbest boru tespit edildiğini söyledi. Karahan'ın açıklaması, su altyapısında kullanılan kanserojen madde riskini yeniden gündeme taşıdı.
Asbestli boruların değişimi için çalışma başlatıldı
Karahan, yaptığı açıklamada, asbestli boruların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, bu boruların tespiti ve değiştirilmesi için İller Bankası tarafından bir çalışma yürütüldüğünü ifade etti. Türkiye'nin dört bir yanında, özellikle eski yerleşim yerlerinde, içme suyu şebekelerinde asbestli boruların kullanıldığını vurgulayan Karahan, toplam uzunluğun yaklaşık bin kilometre olduğunu kaydetti. Asbest, özellikle solunum yoluyla alındığında akciğer kanseri ve mezotelyoma gibi ciddi hastalıklara yol açabilen bir mineral lif olarak biliniyor. İçme suyu borularında kullanılan asbestin suya karışma riski ise tartışmalı olmakla birlikte, Dünya Sağlık Örgütü asbestin her türlü kullanımının sağlık riski taşıdığını belirtiyor.
İller Bankası'nın bu tespiti, altyapı yenileme projeleri kapsamında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Banka, yerel yönetimlere sağladığı finansman ve teknik destekle su şebekelerinin modernizasyonuna katkı sunuyor. Karahan'ın verdiği bilgiye göre, asbestli boruların bulunduğu bölgelerde değişim çalışmaları planlanıyor. Ancak bu sürecin ne kadar süreceği ve maliyetinin ne olacağı konusunda henüz net bir açıklama yapılmadı.
Asbestli boruların sağlık riskleri ve altyapı sorunu
Asbestli borular, özellikle 20. yüzyılın ortalarından itibaren su şebekelerinde yaygın olarak kullanıldı. Dayanıklılığı ve ucuzluğu nedeniyle tercih edilen bu borular, asbestin kanserojen etkilerinin anlaşılmasının ardından birçok ülkede yasaklandı. Türkiye'de de 2010 yılında asbest kullanımına yönelik kısıtlamalar getirildi. Ancak mevcut altyapıda hâlâ bu boruların bulunması, hem sağlık hem de çevre açısından endişe yaratıyor. Uzmanlar, asbestli boruların kırılgan hale gelmesi durumunda liflerin suya karışabileceğini, bunun da uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor. Diğer yandan, boruların sökülmesi ve bertaraf edilmesi de ayrı bir uzmanlık gerektiriyor; çünkü asbest liflerinin havaya karışmaması için özel önlemler alınması şart.
İller Bankası'nın açıklaması, yerel yönetimlerin su altyapısındaki sorunlara dikkat çekmesi bakımından önemli. Türkiye'de birçok belediye, özellikle kırsal bölgelerde, eski ve bakımsız su şebekeleriyle mücadele ediyor. Asbestli boruların değiştirilmesi, hem su kalitesinin iyileştirilmesi hem de halk sağlığının korunması açısından kritik bir adım olarak görülüyor. Ancak bu sürecin finansmanı ve koordinasyonu konusunda belediyelerin İller Bankası'ndan destek alması gerekecek. Bankanın, 2024 yılı bütçesinde altyapı projelerine ayırdığı pay ve bu projelerin önceliklendirilmesi, önümüzdeki dönemde belirleyici olacak.
Karahan'ın açıklamaları, asbest sorununun sadece borularla sınırlı olmadığını da gösteriyor. Türkiye'de geçmişte asbestli malzemelerin inşaat sektöründe yaygın kullanımı, özellikle eski binalarda ve sanayi tesislerinde risk oluşturuyor. Bu nedenle, asbestle mücadele kapsamlı bir politika gerektiriyor. İller Bankası'nın tespiti, bu mücadelede önemli bir veri noktası oluşturuyor. Önümüzdeki günlerde konuyla ilgili daha fazla açıklama yapılması ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın da sürece dahil olması bekleniyor.
Sonuç olarak, asbestli boruların varlığı, Türkiye'nin su altyapısındaki kronik sorunlardan birini daha gözler önüne seriyor. İller Bankası'nın bin kilometrelik tespiti, sorunun boyutunu ortaya koyarken, çözüm için atılacak adımların şeffaf bir şekilde planlanması ve kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor. Halk sağlığını tehdit eden bu durumun ortadan kaldırılması, hem merkezi yönetimin hem de yerel yönetimlerin ortak sorumluluğunda.