Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği 'katliam' kelimesi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan gazeteci Kemal Öztürk, bugün savcılıkta ifade verdi. Öztürk'ün, programdaki sözlerinin hedef gösterilme amacı taşımadığını savunduğu ve yayın kayıtlarını içeren dijital materyalleri delil olarak sunduğu öğrenildi. Soruşturmanın, ifadenin 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçu kapsamında değerlendirildiği belirtiliyor.
Soruşturmanın perde arkası
Geçtiğimiz hafta ulusal bir kanalda yayınlanan programda konuşan Kemal Öztürk, mülteci politikalarına ilişkin eleştirilerde bulunurken, 'Türkiye'de yaşanan insan hakları ihlalleri bir katliam boyutuna ulaştı' ifadelerini kullanmıştı. Bu sözler üzerine bazı sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti temsilcileri, Öztürk hakkında suç duyurusunda bulunmuş, ardından Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı re'sen soruşturma başlatmıştı. Başsavcılığın, ifadenin kamu düzenini bozma potansiyeli taşıdığı gerekçesiyle harekete geçtiği öne sürülüyor.
Öztürk'ün avukatı yaptığı yazılı açıklamada, müvekkilinin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında hareket ettiğini, sözlerin bağlamından koparılarak suç unsuru haline getirilmeye çalışıldığını belirtti. Avukat, 'Kemal Öztürk, gazetecilik mesleğini icra ederken kamu yararını gözeterek açıklamalarda bulunmuştur. 'Katliam' kelimesi, hukuki bir tanım değil, ağır bir insan hakları ihlali eleştirisinin retorik bir aracıdır. Müvekkilimizin herhangi bir kimseyi hedef gösterme kastı bulunmamaktadır' dedi.
İfade süreci ve savunma
Öztürk, sabah saatlerinde avukatıyla birlikte Samandağ Adliyesi'ne geldi. Yaklaşık iki saat süren ifade işleminin ardından adliyeden ayrılan Öztürk, gazetecilere kısa bir açıklama yaptı. Öztürk, 'Ben bir gazeteci olarak doğru bildiğimi söyledim. Türkiye'de mültecilerin yaşadığı koşullar ortada. Bu bir vicdan meselesidir. Soruşturma açılmasını doğal karşılıyorum ama hukukun üstünlüğüne inanıyorum. İnşallah adalet yerini bulur' şeklinde konuştu. İfade sırasında Öztürk'ün, programdaki konuşma metnini ve yayın kaydını savcılığa teslim ettiği, ayrıca sözlerin yer aldığı sosyal medya paylaşımlarını da delil olarak gösterdiği öğrenildi. Kaynaklar, Öztürk'ün 'ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü' temelinde bir savunma yaptığını aktardı.
Soruşturmayı yürüten başsavcılığın, Öztürk'ün ifadesinin ardından dosyayı takipsizlikle sonuçlandırabileceği veya dava açma gereği duyabileceği yorumları yapılıyor. Hukukçular, TCK'nın 216. maddesi kapsamında değerlendirilen suçun oluşabilmesi için 'açık ve yakın bir tehlike' aranacağına dikkat çekiyor. Bu bağlamda, Öztürk'ün sözlerinin somut bir şiddet çağrısı içermemesi, takipsizlik kararı verilebileceğine dair beklentileri güçlendiriyor.
Öztürk'ün geçmişi ve tepkiler
Kemal Öztürk, uzun yıllardır özellikle insan hakları ve mülteci sorunları üzerine haberleriyle tanınan bir gazeteci. Daha önce de benzer konularda yaptığı açıklamalar nedeniyle sosyal medyada eleştirilerin hedefi olmuş, ancak hakkında ilk kez bu kapsamda bir soruşturma açıldı. Olayla ilgili Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi gibi meslek örgütleri, soruşturmanın basın özgürlüğüne yönelik bir tehdit olduğunu belirterek, Öztürk'e destek açıklamaları yayımladı. Öte yandan bazı siyasi çevreler ise sözlerin provokatif olduğunu savunarak sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.
Benzer davalar ve ifade özgürlüğü
Son yıllarda Türkiye'de gazetecilere yönelik açılan soruşturmalar, ifade özgürlüğü ile ulusal güvenlik arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme getiriyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, eleştirel söylemlerin demokratik toplumlarda hoşgörüyle karşılanması gerektiğini vurgularken, ulusal mahkemelerin bu yöndeki içtihatları tartışma konusu olmaya devam ediyor. Öztürk'ün davası, bu bağlamda yargı sürecinin nasıl işleyeceği açısından yakından izlenecek.