İstanbul'da, sahiplenilmesi yasaklı ırklar kategorisinde yer alan bir köpeğin, yetkili ekiplerce sahibinden alınması sırasında yaşananlar büyük tartışma yarattı. Görgü tanıklarının cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde, köpeği götürülmek istenen kadının sinir krizi geçirerek kendini yere attığı ve yetkililere tepki gösterdiği anlar yer aldı. Olay, hayvan sahipleri ile kamu otoriteleri arasındaki yasaklı ırk uygulamalarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Olay Anı ve Müdahale
Edinilen bilgilere göre olay, İstanbul'un Pendik ilçesinde meydana geldi. İhbar üzerine bölgeye gelen zabıta ve polis ekipleri, 2019 yılında yayımlanan genelge kapsamında tehlikeli ırk olarak sınıflandırılan Amerikan Pitbull Terrier cinsi köpeği bulunduğu adresten almak istedi. Ekiplerin köpeği götürmek istediği sırada, sahibi olduğu öğrenilen D.K. adlı kadın büyük bir üzüntü yaşadı. Kadının bağırışları ve gözyaşları üzerine çevredeki vatandaşlar olaya müdahale etmeye çalıştı. Kısa sürede kalabalıklaşan grup ile ekipler arasında gergin anlar yaşandı. Görüntülerde kadının “Onu benden almayın, o benim evladım” diye feryat ettiği duyuluyor. Ekipler, sakinleştirici spreyler kullanarak köpeği sakinleştirmeye çalıştıktan sonra hayvanı özel bir kafese koyarak olay yerinden uzaklaştırdı.
Kadının sinir krizi geçirmesi üzerine olay yerine sağlık ekipleri de çağrıldı. İlk müdahalesi yapılan kadının ayakta tedavi edildiği, ardından polis merkezine götürülerek ifadesinin alındığı öğrenildi. Köpek ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı bir hayvan bakımevine teslim edildi. Bakımevinde yapılan kontrollerde köpeğin mikroçip ve aşı kayıtlarının düzenli olduğu, ancak yasaklı ırk kapsamında bulunması nedeniyle el konulduğu belirtildi.
Yasal Çerçeve ve Tartışmalar
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve 2019'da Resmi Gazete'de yayımlanan genelgeye göre; Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasileiro ve bunların melezleri gibi belirli ırklar 'tehlike arz eden hayvanlar' olarak sınıflandırılmıştır. Bu hayvanların sahiplenilmesi yasak olup, mevcut sahiplerin ise kayıt altına alınması, kısırlaştırılması ve tasmasız olarak dolaştırılmaması zorunluluğu bulunmaktadır. Yasağa rağmen sahiplendirilen hayvanlara el konularak belediyelerin bakımevlerine teslim edilmektedir. Bu uygulama, hayvan hakları savunucuları ve köpek sahipleri tarafından sıklıkla eleştirilmektedir. 2021 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye'de kayıt altına alınan yasaklı ırk köpek sayısının 80 bini aştığı, ancak uygulamadaki belirsizlikler nedeniyle pek çok köpeğin hâlâ kayıt dışı olduğu belirtiliyor.
Olayın ardından sosyal medyada #KöpeğimiGeriver ve #YasaklıIrk etiketleriyle yoğun paylaşımlar yapıldı. Bazı kullanıcılar genelgenin tamamen kaldırılmasını isterken, bazıları ise uygulamanın tüm illerde eşit ve şeffaf bir şekilde yapılması gerektiğini savundu. İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu üyesi Avukat Selin Yıldız, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Yasaklı ırk uygulaması keyfi bir şekilde ve çoğu zaman hayvan sahiplerinin hakları ihlal edilerek gerçekleştiriliyor. El koyma kararı idari bir işlemle veriliyor, ancak maliklerin bu karara itiraz yolları etkin değil. Bu durum, hem hayvan sahiplerinin mağduriyetine hem de hayvan popülasyonunun kontrolü gibi asıl amacın gerisinde kalınmasına yol açıyor” ifadelerini kullandı.
Yetkililerden Açıklama
Pendik Belediyesi'nden yapılan açıklamada, ekiplerin genelge hükümlerine göre hareket ettiği, benzer uygulamaların ilçe genelinde devam ettiği belirtildi. Açıklamada, “Köpeğin sağlık kontrolleri yapılmış olup, yeniden sahiplendirilmesi mevzuat gereği mümkün değildir. Hayvan, bakımevimizde İl Hayvanları Koruma Kurulu'nun kararına kadar geçici bir süre misafir edilecektir. Süreç boyunca hayvan refahına azami özen gösterilmektedir” denildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri ise, yasaklı ırk köpeklerin bakımevlerinde ortalama 10-15 gün tutulduğunu, ardından özel barınaklara veya yurt dışına gönderilmek üzere harekete geçildiğini ifade etti. Ancak hayvan hakları dernekleri, bu merkezlerdeki kapasitenin yetersiz olduğunu ve bazı köpeklerin uzun süre bakımevlerinde kaldığına dikkat çekiyor.
Öte yandan, İçişleri Bakanlığı'nın 2022'de yayımladığı genelgeyle belediyelere yasaklı ırk köpeklerin toplanması ve geçici bakımı konusunda ek bütçe ayrıldığı, ancak bu konudaki denetimlerin yetersiz kaldığı yönünde eleştiriler de gündeme geliyor. Uzmanlar, köpeklerin yalnızca bir “ırk” üzerinden değil, bireysel davranış değerlendirmesi yapılarak sınıflandırılması gerektiğini savunuyor. Bu tür olayların, toplumda hayvan haklarına yönelik farkındalığı artırdığı, ancak acil çözüm bekleyen yasal boşlukların da olduğunu ortaya koyuyor.
İstanbul'daki bu son olay, yetkililerin uygulamaları ile hayvan sahiplerinin duygusal bağları arasında sıkışan bir kesitin fotoğrafını çekiyor. Yasal düzenlemelerin varlığı tartışılmaz; ancak uygulamanın insanileştirilmesi, hayvan sahiplerine yönelik bilgilendirme ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Kalıcı çözüm için; kayıt altına alma süreçlerinin kolaylaştırılması, sahiplerine eğitim verilmesi ve sürece gönüllü kuruluşların da dahil edilmesi gerektiği değerlendiriliyor.