İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan gemilere sağlanan hizmetler karşılığında ücret alınması gerektiğini açıkladı. Bekayi, ABD ve İsrail'in Tahran'a yönelik süregelen tehditlerinin, İran'a boğazla ilgili önlemler alma hakkı verdiğini ifade etti. Açıklama, uluslararası deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda gerilimi tırmandırabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
İran'ın Boğaz Üzerindeki Egemenlik Vurgusu
Bekayi, haftalık basın toplantısında yaptığı konuşmada, "Hürmüz Boğazı'nda sunduğumuz navigasyon güvenliği, pilotaj ve diğer hizmetlerin belirli bir maliyeti var. Bu hizmetlerin bedelini almalıyız" dedi. Sözcü, uluslararası hukukun, egemen bir devletin kendi karasularında bu tür ücretlendirme yapmasına izin verdiğini öne sürdü. Bekayi ayrıca, "ABD ve İsrail rejiminin sürekli tehditleri, meşru müdafaa kapsamında boğazla ilgili gerekli tedbirleri alma hakkımızı doğuruyor" ifadelerini kullandı.
Küresel Enerji Ticareti İçin Risk
Dünya ham petrolünün yaklaşık beşte biri ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) önemli bir kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, BAE ve Katar gibi büyük üreticilerin enerji ihracatı için bu dar geçit hayati önem taşıyor. İran'ın boğazı kapatma tehdidi daha önce petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olmuştu. Uzmanlar, bu kez daha sınırlı bir adım olan ücret talep etme girişiminin, uluslararası deniz hukuku ve mevcut anlaşmalar çerçevesinde yeni bir kriz doğurabileceğini belirtiyor.
Geçmişteki Gerilimler ve Hukuki Boyut
İran, 2019'da İngiltere bandıralı Stena Impero tankerine el koyması ve 2020'de Ukrayna Havayolları'na ait uçağı düşürmesinin ardından boğazda gerginliğin arttığı dönemlerde benzer ücret tartışmalarını gündeme getirmişti. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS), transit geçiş serbestisini düzenlerken, kıyı devletlerinin egemenlik hakları kapsamında belirli düzenlemeler yapabileceğini öngörüyor. Ancak, yardımcı hizmetler dışında doğrudan transit geçiş için ücret alınması sözleşmeye aykırı sayılıyor. İran, 1982 Sözleşmesi'ni imzalamamış olsa da, teamül hukuku kurallarını benimsediğini daha önce belirtmişti.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisini koruma taahhüdünü yinelerken, Suudi Arabistan ve BAE'nin konuyu yakından izlediği bildiriliyor. Petrol piyasaları, İran'ın açıklamasının ardından Brent petrolde %1,5 civarında bir artış kaydetti. Analistler, Tahran'ın bu adımının daha çok müzakere pozisyonunu güçlendirme amaçlı olduğunu, ancak yanlış hesaplamaların bölgesel bir çatışmayı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
İran'ın bu hamlesi, ABD ile yeniden başlayan nükleer müzakereler öncesinde elini güçlendirme çabası olarak da yorumlanıyor. Boğazda ücret talep etme girişimi, uluslararası toplum tarafından egemenlik haklarının test edilmesi olarak algılanabilir. Bu durum, Orta Doğu'da deniz güvenliğinin yeniden tanımlanmasına yol açabilir ve küresel enerji akışını doğrudan etkileyebilir.