ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetiminin müzakereler için ön şart olarak sunduğu yaptırımların kaldırılması talebine kapıyı kapattı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, önceliklerinin İran'ın nükleer silaha erişmesini engellemek olduğu ve bu konuda geri adım atılmayacağı belirtildi. Karar, uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının yükselmesine neden olurken, uzmanlar yeni yaptırımların İran ekonomisi üzerinde daha fazla baskı oluşturabileceğini ifade ediyor.
Trump'tan net mesaj
Başkan Trump, İran'ın nükleer anlaşma konusundaki tutumuna ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “İran'ın nükleer silah elde etmesine asla izin vermeyeceğiz. Yaptırımların kaldırılması, ancak İran'ın nükleer programını tamamen durdurması ve uluslararası denetimlere izin vermesiyle mümkün olabilir. Bu konuda herhangi bir taviz söz konusu değil” ifadelerini kullandı. Trump'ın bu sert çıkışı, 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesinin ardından tırmanan gerilimde yeni bir aşamayı işaret ediyor.
Ekonomik yansımalar
Trump'ın açıklamaları, küresel petrol piyasalarında hareketlilik yarattı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,5 artarak 75 dolar seviyesine yükseldi. Analistler, piyasaların İran'ın petrol ihracatına yönelik olası ek kısıtlamalara karşı hassasiyetini koruduğunu belirtiyor. İran'ın ham petrol ihracatı, ABD yaptırımları nedeniyle son yıllarda günlük 2,5 milyon varilden 400 bin varile gerilemiş durumda. Uzmanlar, Trump yönetiminin yaptırımları sıkılaştırmasıyla İran'ın ihracatının daha da düşebileceğini öngörüyor.
Borsa İstanbul'da ise yatırımcılar jeopolitik riskleri fiyatlamaya başladı. BIST 100 endeksi günü yüzde 0,8 düşüşle 9.230 puandan kapattı. Dolar/TL ise 29,50 seviyesinde dengelenirken, artan belirsizlik ortamında kurda yukarı yönlü baskılar devam ediyor.
Tahran'ın tepkisi
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Trump'ın açıklamalarına sert yanıt verdi. “ABD'nin bu tutumu, uluslararası hukukun ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının açık ihlalidir. İran, müzakere masasına ancak eşit şartlarda ve yaptırımların tamamen kaldırılmasıyla oturacaktır” dedi. Tahran yönetimi, nükleer programının barışçıl olduğunda ısrar ederken, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkarmış durumda. Bu, silah düzeyine oldukça yakın bir oran olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, “İran'ın nükleer faaliyetleri endişe verici boyutlara ulaştı. Denetimler için İran'la işbirliği çağrımız sürüyor” açıklamasını yaptı. IAEA'nın son raporu, İran'ın %60 zenginlikteki uranyum stoklarını 10 kilogramın üzerine çıkardığını ortaya koyuyor.
Bağlam ve değerlendirme
Trump yönetiminin İran'a yönelik “maksimum baskı” politikası, 2018'den bu yana iki ülke arasındaki gerilimi körüklüyor. ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi, Avrupa Birliği'nin aracılık çabalarını da sonuçsuz bıraktı. Ekonomik yaptırımlar İran'da hiperenflasyon ve halkın alım gücünde ciddi düşüşe yol açarken, siyasi kanatta ise reformistler ile muhafazakarlar arasındaki ayrışmayı derinleştirdi.
ABD'nin bu son adımı, Körfez ülkeleri ve İsrail tarafından memnuniyetle karşılanırken, Rusya ve Çin ise gerilimin azaltılması çağrısı yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, “ABD'nin tek taraflı yaptırımları uluslararası hukuka aykırıdır. Diyalog ve diplomasi yoluyla çözüm bulunmalıdır” denildi.
İran dosyası, Trump'ın ikinci döneminde dış politikanın kilit gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Uzmanlar, mevcut koşullarda müzakere ihtimalinin düşük olduğunu, ancak her iki tarafın da askeri seçeneğin eşiğinde gezindiğini belirtiyor. Ekonomik cephede ise yaptırımların sıkılaşması, küresel petrol arzında sıkıntı yaratma potansiyeli taşıyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için bu durum, cari açık ve enflasyon baskılarını artırabilir.