Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminin ve yıllara yayılan kumpasların arkasındaki FETÖ'ye karşı operasyonlarını küresel ölçekte genişletiyor. Adalet Bakanlığı, örgütün tepesindeki isimleri yargı önüne çıkarmak amacıyla 119 ülkeye yayılmış binlerce yargı dosyasını yeniden ele alıyor. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ise örgütün kaçaklarının sığındığı ülkelerdeki yapılanmalarını tek tek tespit ederek, bu 'güvenli liman' olarak görülen bölgeleri ifşa ediyor.
Adalet Bakanlığı'nın dev revizyonu
Adalet Bakanlığı, FETÖ elebaşlarının Türkiye'ye iadesi için başlatılan hukuki süreçlerde köklü bir değişikliğe gitti. Bakanlık, darbe girişimi ve kumpas davalarına ilişkin binlerce dosyayı sil baştan revize ederek uluslararası hukuka uygun hale getirdi. Bu kapsamda, örgütün sözde yöneticilerinin yakalandığı veya sığındığı ülkelerdeki adli makamlarla koordinasyon artırıldı. Yenilenen dosyalar, delillerin daha güçlü sunulmasını ve iade taleplerinin hızlandırılmasını hedefliyor. Bakanlık kaynakları, bu revizyonun özellikle örgütün en üst düzey isimlerinin bulunduğu ülkelerde yoğunlaştığını belirtiyor.
MİT'ten küresel ağ analizi
MİT, FETÖ'nün 119 ülkedeki yapılanmalarını mercek altına aldı. Örgütün, darbe girişiminin ardından kaçan üyelerinin sığındığı başlıca ülkeler arasında Almanya, ABD, Kanada, Hollanda, Belçika, İngiltere ve bazı Balkan ülkeleri yer alıyor. MİT raporlarına göre, örgüt bu ülkelerde okul, dernek ve ticari işletmeler üzerinden faaliyetlerini sürdürüyor. Özellikle Afrika ve Asya'da açtığı okullar aracılığıyla hem maddi kaynak sağlıyor hem de yeni elemanlar kazanıyor. MİT, bu yapılanmaların deşifre edilmesiyle örgütün lojistik ve finansal ağının çökertilmesini amaçlıyor.
Güvenli limanların ifşası
Yıllardır FETÖ üyelerinin 'güvenli liman' olarak gördüğü ülkeler, MİT'in çalışmalarıyla tek tek ortaya dökülüyor. Örgütün en yoğun olduğu ülkelerin başında Almanya geliyor. Burada örgütün medya kuruluşları, okulları ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla faaliyet gösterdiği tespit edildi. ABD'de ise örgütün eğitim kurumları ve düşünce kuruluşları etrafında kümelenen bir yapılanma söz konusu. Balkan ülkelerinde de FETÖ'nün eski yöneticilerinin bulunduğu ve bu kişilerin Türkiye'ye iadesi için çabaların sürdüğü belirtiliyor. MİT, bu ülkelerdeki muhbir ağları sayesinde örgütün adım adım takip edildiğini ve siber istihbarat yöntemleriyle haberleşmelerinin izlendiğini kaydediyor.
Uluslararası işbirliği ve hukuki süreç
Türkiye, FETÖ ile mücadelede uluslararası işbirliğini güçlendirmek için bir dizi diplomatik girişim başlattı. Adalet Bakanlığı, iade taleplerinin kabul edilmesi için ilgili ülkelerle ikili anlaşmalar yapılmasına öncelik veriyor. MİT ise Interpol ve Europol gibi uluslararası kuruluşlarla veri paylaşımını artırdı. Darbe girişiminin ardından birçok ülkeden FETÖ üyelerinin iadesi talep edildi ancak bazı ülkelerin hukuki engeller nedeniyle süreci yavaşlattığı görülüyor. Türkiye'nin yeni stratejisi, bu engelleri aşmak için delil dosyalarını daha somut ve hukuki açıdan ikna edici hale getirmek.
Değerlendirme
FETÖ'nün küresel ağının deşifre edilmesi, Türkiye'nin terörle mücadelede kararlılığını ortaya koyuyor. Adalet Bakanlığı ve MİT'in koordineli çalışması, örgütün sadece Türkiye içinde değil, yurt dışındaki faaliyetlerinin de sonlandırılmasını hedefliyor. Ancak uluslararası hukukun getirdiği sınırlamalar ve bazı ülkelerin siyasi tutumları, iade süreçlerinde zorluklar yaratabiliyor. Türkiye'nin bu noktada diplomatik baskıyı artırması ve delil paylaşımını daha etkin kullanması, örgütün son kalelerinin de çökertilmesi için kritik önem taşıyor.