Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs'ta yürüttüğü yeni müzakerelerde, Ada'da Maraş, Güzelyurt ve Meserya bölgelerinin Rum kesimine verilmesi planlanıyor. Buna karşılık Türk tarafına uluslararası alanda tanınma hakkı sunulacağı belirtilirken, garantörlük sisteminin NATO çatısı altında yeniden yapılandırılması gündeme geliyor. Türkiye'nin garantörlükten çıkarılarak yerine NATO'nun geçmesi, Ankara tarafından 'tuzağa düşürülme' olarak yorumlanıyor.
BM planı ve tarafların pozisyonları
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi tarafından hazırlanan yeni çerçeve belgeye göre, Ada'nın kuzeyindeki bazı stratejik bölgeler Rum yönetimine devredilecek. Bunlar arasında kapalı Maraş bölgesinin tamamı, Güzelyurt (Morphou) ve Meserya (Mesaoria) ovasının büyük kısmı yer alıyor. Karşılığında Türk tarafına, uluslararası toplum tarafından tanınma ve doğrudan ticaret hakkı verilmesi öneriliyor. Ancak diplomatik kaynaklara göre, tanınma vaadi belirsiz ve koşullara bağlı.
Garantörlükte NATO dönemi
Planın en tartışmalı maddesi, 1960 Garanti Antlaşması ile belirlenen garantörlük sisteminin kaldırılarak yerine NATO'nun getirilmesi. Bu durumda Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin tek taraflı müdahale hakkı sona erecek. Ada'nın güvenliği NATO'nun himayesine bırakılırken, Türkiye'nin Kıbrıs'taki askeri varlığı ciddi biçimde sınırlandırılacak. Cumhurbaşkanlığı yetkilileri, 'Böyle bir düzenleme Kıbrıs Türk halkını savunmasız bırakacak' uyarısı yapıyor.
Ankara'nın tepkisi ve yol haritası
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, planın Kıbrıs Türkü'nün egemen eşitliğini hiçe saydığını belirterek reddedeceğini açıkladı. Yetkililer, 'Tanınma vaadiyle Türk tarafına toprak kaybettirilmek isteniyor. Garantörlük yetkilerinin NATO'ya devri, fiilen Türkiye'yi dışlama anlamına geliyor' ifadelerini kullandı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da planı 'kabul edilemez' olarak nitelendirdi. Önümüzdeki günlerde yapılacak toplantıda Türkiye ve KKTC ortak bir karşı öneri sunmaya hazırlanıyor.
Jeopolitik boyut ve uluslararası yansımalar
Kıbrıs'ta garantörlüğün NATO'ya geçişi, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini değiştirecek bir hamle olarak değerlendiriliyor. ABD ve AB, planın Kıbrıs sorununa 'kapsamlı çözüm' getireceğini savunurken, Rusya ve Çin BM Güvenlik Konseyi'nde veto hakkını kullanabileceklerinin sinyalini verdi. Türkiye'nin garantörlükten çıkarılması, aynı zamanda Libya ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabetinde Ankara'nın elini zayıflatacak bir gelişme.
Sonuç
BM'nin Kıbrıs planı, görünürde adada bir anlaşma sağlamayı hedeflerken, perde arkasında Türkiye'nin bölgedeki etkisini sınırlamayı amaçlıyor. Maraş, Güzelyurt ve Meserya gibi stratejik bölgelerin Rumlara verilmesi, Kıbrıslı Türklerin müzakere masasında elini zayıflatacak. Bu karmaşık denklemde, egemen eşitlik vurgusu yapan Türkiye ve KKTC'nin izleyeceği yol haritası, sadece Kıbrıs'ın değil, Doğu Akdeniz'in geleceğini de belirleyecek.