Emekli Tuğgeneral Ali Er, Yunanistan ile İsrail arasında imzalanan yaklaşık 3 milyar Avro değerindeki “Aşil Kalkanı” hava savunma anlaşmasının NATO açısından Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alımından farklı olmadığını söyledi. Er, Türkiye’nin anlaşmaya NATO’nun ilgili kurullarında itiraz etmesi gerektiğini belirtti. Açıklama, Atina’nın İsrail ile savunma işbirliğini derinleştirmesi ve Doğu Akdeniz’de dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde geldi.
“Aşil Kalkanı” anlaşması ne getiriyor?
Yunanistan ve İsrail arasında imzalanan “Aşil Kalkanı” olarak adlandırılan hava savunma anlaşması, yaklaşık 3 milyar Avro bütçesiyle Yunanistan’ın hava savunma kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Anlaşma kapsamında İsrail yapımı hava savunma sistemlerinin tedarik edilmesi ve ortak üretim ile teknoloji transferi öngörülüyor. Atina yönetimi, anlaşmayı Ege ve Doğu Akdeniz’deki güvenlik ihtiyaçlarına yanıt olarak sunuyor. Ancak anlaşmanın NATO içindeki dengeler açısından yarattığı etki tartışılıyor.
Emekli Tuğgeneral Ali Er, anlaşmanın sadece ikili bir savunma işbirliği olarak görülemeyeceğini ifade etti. Er’e göre, Yunanistan’ın NATO üyesi olarak İsrail ile yaptığı bu anlaşma, ittifak içindeki savunma planlama süreçleriyle çelişebilir. Er, “Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alımına NATO’dan gelen tepkiler neyse, Yunanistan’ın İsrail ile yaptığı bu anlaşma da aynı kapsamda değerlendirilmelidir. Ankara, NATO’nun ilgili kurullarında bu konuyu gündeme getirmeli ve itiraz etmelidir” dedi.
Türkiye’nin S-400 hamlesi ve NATO’daki yansımaları
Türkiye, Rusya’dan S-400 Triumf hava savunma sistemlerini satın alarak NATO üyeleri arasında farklı bir savunma tedarik rotası izlemişti. Bu karar, ittifak içinde uzun süreli tartışmalara yol açtı; ABD, Türkiye’yi F-35 programından çıkardı ve bazı yaptırımlar gündeme geldi. Ankara ise S-400’lerin bağımsız savunma politikasının bir parçası olduğunu savundu.
Şimdi benzer bir durumun Yunanistan tarafından İsrail ile yaşanması, NATO içinde çifte standart eleştirilerini beraberinde getiriyor. Ali Er, “Eğer bir üye ülke ittifak dışı bir aktörle hava savunma sistemi tedarik ediyorsa, bu NATO’nun savunma planlamasıyla uyumlu olup olmadığı sorgulanmalıdır. Türkiye’ye yönelik tutum neyse, Yunanistan’a yönelik tutum da aynı olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Doğu Akdeniz’de değişen dengeler
Yunanistan’ın İsrail ile savunma işbirliğini güçlendirmesi, Doğu Akdeniz’de ittifakların yeniden şekillendiği bir döneme denk geliyor. Son yıllarda Yunanistan, İsrail, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır arasında enerji ve güvenlik alanında artan işbirliği, Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarını doğrudan etkiliyor. “Aşil Kalkanı” anlaşması, Atina’nın savunma kapasitesini artırırken, aynı zamanda bölgesel güç dengesinde yeni bir parametre oluşturuyor.
Emekli Tuğgeneral Ali Er, Türkiye’nin bu gelişmeye kayıtsız kalmaması gerektiğini vurguladı. Er, “NATO’nun ilgili kurullarında bu anlaşmanın ittifakın savunma planlamasıyla uyumu sorgulanmalı. Ayrıca Yunanistan’ın İsrail ile yaptığı bu işbirliği, Ege’deki dengeleri de etkileyebilir. Türkiye, diplomatik ve askeri kanalları etkin kullanarak pozisyonunu netleştirmelidir” değerlendirmesinde bulundu.
NATO içinde çifte standart tartışması
NATO’nun savunma tedarik süreçlerinde üyeler arasında eşitlik ilkesi sık sık gündeme geliyor. Türkiye’nin S-400 alımı sonrası yaşananlar, ittifak içinde bazı üyelerin farklı muamele gördüğü eleştirilerini artırmıştı. Yunanistan’ın İsrail ile yaptığı anlaşma, bu tartışmayı yeniden alevlendirebilir. Zira İsrail, NATO üyesi olmamakla birlikte, savunma teknolojileri alanında önemli bir aktör. Yunanistan’ın bu ülkeyle yaptığı anlaşma, ittifak içinde sorgulanmaya açık bir konu olarak öne çıkıyor.
Ali Er, “NATO’nun savunma planlamasında üyelerin kendi başına hareket etmesi, ittifakın bütünlüğünü zedeler. Türkiye, bu konuyu NATO Zirvesi’nde veya Savunma Bakanları toplantılarında dile getirmeli. Aksi halde benzer adımların önü alınamaz” dedi.
Ankara’nın olası adımları
Türkiye’nin önünde birkaç seçenek bulunuyor. Birincisi, anlaşmayı NATO’nun ilgili kurullarında gündeme getirerek itiraz etmek. İkincisi, Yunanistan’a yönelik diplomatik girişimlerde bulunmak. Üçüncüsü ise kendi savunma işbirliklerini çeşitlendirerek denge kurmak. Emekli Tuğgeneral Ali Er, “Türkiye’nin öncelikli hedefi, NATO içindeki eşitlik ilkesini savunmak olmalıdır. Bu, sadece bugünkü anlaşma için değil, gelecekteki benzer girişimler için de caydırıcılık sağlar” diye konuştu.
Yunanistan-İsrail “Aşil Kalkanı” anlaşması, Doğu Akdeniz’de güvenlik mimarisini etkileyebilecek nitelikte. Türkiye’nin NATO’daki itirazı, ittifak içi dengeler ve bölgesel güç mücadelesi açısından yakından takip edilecek. Emekli Tuğgeneral Ali Er’in çağrısı, Ankara’nın bu konuda nasıl bir strateji izleyeceğine dair önemli bir tartışma başlatmış durumda.