Muğla'nın Köyceğiz ve Ula ilçeleri sınırlarında planlanan Gaia Rüzgar Enerji Santrali (RES) projesi, Danıştay'ın iptal kararına rağmen hayata geçirilmeye devam ediyor. Proje kapsamında 14 bin ağacın kesildiği ve 20 türbinin mekanik kurulumunun tamamlandığı, son bilanço raporunda ortaya çıktı. Kararın ardından bölgedeki çalışmaların durdurulmaması, çevre ve hukuk kamuoyunda tartışma yarattı.
Danıştay kararı ve sahadaki çelişki
Danıştay, geçtiğimiz yıl Gaia RES projesine ilişkin yürütmeyi durdurma ve iptal kararı vermişti. Kararın gerekçesinde, projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporundaki eksiklikler ve bölgenin ekolojik hassasiyeti vurgulanmıştı. Ancak sahada yapılan incelemeler, iptal kararına rağmen çalışmaların sürdüğünü gösterdi. Son raporda, 20 türbinin mekanik kurulumunun tamamlandığı, bir kısmının ise elektrik üretimine başladığı belirtiliyor.
14 bin ağaç kesildi, rakamlar tutarsız
Proje için hazırlanan teknik rapor ile ÇED ana metninde yer alan ağaç kesim sayıları arasında büyük fark bulunuyor. Teknik raporda 14 bin ağacın kesildiği ifade edilirken, ÇED metninde bu sayının çok daha düşük gösterildiği ortaya çıktı. Bu tutarsızlık, projenin şeffaflığı konusunda soru işaretleri oluşturdu. Bölge sakinleri ve çevre örgütleri, kesilen ağaçların bölgenin ekosistemine verdiği zararın telafi edilemez olduğunu savunuyor.
Muğla, Türkiye'nin en zengin orman varlığına sahip illerinden biri. Köyceğiz ve Ula ilçeleri ise özellikle kızılçam ormanları ve endemik bitki türleriyle biliniyor. Gaia RES projesi kapsamında açılan yollar ve türbin temelleri nedeniyle geniş bir alan tahrip edildi. Uzmanlar, bu tahribatın bölgedeki su döngüsünü ve yaban hayatını olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.
Hukuki süreç ve siyasi yansımalar
Danıştay'ın iptal kararına rağmen inşaatın sürmesi, hukuk devleti ilkesi açısından ciddi bir ihlal olarak değerlendiriliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Muhalefet partileri, konuyu TBMM gündemine taşıyacaklarını duyurdu. CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, "Danıştay kararını hiçe sayan bir anlayışın ülkeyi yönettiği açıktır. Bu proje derhal durdurulmalı ve sorumlular hesap vermelidir" dedi.
Çevre örgütleri ise konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. Muğla Çevre Platformu sözcüsü, "İptal kararına rağmen kesilen ağaçların hesabını soracağız. Bu sadece bir çevre sorunu değil, aynı zamanda bir hukuk sorunudur" ifadelerini kullandı.
Bilanço raporu ne söylüyor?
Son bilanço raporuna göre, proje kapsamında şu ana kadar 20 türbinin mekanik kurulumu tamamlandı. Türbinlerin bir kısmı için elektrik üretim lisansı alınmış durumda. Rapor, ağaç kesimiyle ilgili olarak "teknik gereklilikler" ifadesine yer verirken, kesilen ağaç sayısını 14 bin olarak belirtiyor. Ancak bu sayının, projenin ilk ÇED raporunda öngörülenin çok üzerinde olduğu görülüyor.
Enerji uzmanları, rüzgar enerjisi projelerinin Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından önemli olduğunu ancak bunun çevresel değerlerden taviz verilerek yapılamayacağını vurguluyor. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'nden Prof. Dr. Doğanay Tolunay, "Rüzgar santralleri için doğru yer seçimi hayati önem taşır. Ormanlık alanlarda yapılan bu tür projeler, karbon yutaklarını yok ederek iklim krizini daha da derinleştiriyor" değerlendirmesinde bulundu.
Bölge halkı ne düşünüyor?
Köyceğiz ve Ula'da yaşayan vatandaşlar, projeye karşı çeşitli eylemler düzenledi. Bölgede arıcılık ve tarım ile geçimini sağlayan aileler, türbinlerin yol açtığı gürültü ve habitat kaybından şikayetçi. Öte yandan projeye destek veren kesimler de bulunuyor; bu kesimler, santralin yerel ekonomiye katkı sağlayacağını ve istihdam yaratacağını savunuyor.
Ancak Danıştay'ın iptal kararına rağmen çalışmaların devam etmesi, yerel halkta hukuka olan güveni zedelemiş durumda. Muğla Barosu, konuyla ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.
Ne olacak?
Gaia RES projesi, Türkiye'de enerji politikaları ile çevre koruma arasındaki dengeyi gözler önüne seriyor. Danıştay kararının uygulanmaması, yargı kararlarının bağlayıcılığı konusunda ciddi bir sorun oluşturuyor. Projenin geleceği belirsizliğini korurken, kesilen 14 bin ağacın yerine ne kadar ağaç dikileceği ve ekosistemin nasıl restore edileceği ise henüz açıklanmış değil.
Çevre hukuku uzmanları, bu tür durumlarda idarenin yargı kararını uygulamamasının "görevi kötüye kullanma" suçunu oluşturabileceğini belirtiyor. Kamuoyu, hem hükümetten hem de ilgili bakanlıklardan acil bir açıklama bekliyor.