Dünya Bankası, küresel ekonomik büyümeye ilişkin 2026 yılı tahminini aşağı yönlü güncelleyerek yüzde 2,5'e çekti. Kurum, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin ve enerji arzındaki belirsizliklerin büyüme üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Yeni rapora göre, söz konusu çatışmaların daha da tırmanması ve enerji arzında ciddi aksamalar yaşanması halinde küresel büyüme oranı yüzde 1,3 seviyesine kadar gerileyebilir.
Revize edilen büyüme tahminleri ve gerekçeleri
Dünya Bankası'nın yayımladığı 'Küresel Ekonomik Beklentiler' raporunda, 2025 ve 2026 yılları için büyüme tahminleri aşağı çekildi. Raporda, jeopolitik riskler, yüksek faiz oranları ve artan borç yükü gibi faktörlerin gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere küresel ekonomiyi olumsuz etkilediği vurgulanıyor. Banka, 2025 için ise yüzde 2,7 büyüme öngörüyor.
Enerji arzı kesintileri ve olası senaryolar
Orta Doğu'daki çatışmaların enerji piyasalarına yansımaları özellikle endişe verici. Raporda, petrol ve doğalgaz arzında yaşanabilecek ani kesintilerin dünya ekonomisini resesyona sürükleyebileceği belirtiliyor. Bu senaryoda, gelişmiş ekonomilerin büyümesi yüzde 1'in altına düşerken, gelişmekte olan ülkelerde büyüme durabilir. Dünya Bankası yetkilileri, ülkeleri enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarına hız vermeleri konusunda uyarıyor.
Bölgesel etkiler ve Türkiye'ye yansımaları
Raporda, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin çatışmalardan en fazla etkilenecek bölge olduğu ifade ediliyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin ise artan enerji fiyatları ve daralan dış talep nedeniyle büyüme üzerinde ek risklerle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Dünya Bankası, Türkiye' nin 2024 büyüme tahminini yüzde 3,2 olarak korurken, 2025 için yüzde 3,2, 2026 için yüzde 3,5 öngörüyor.
Uzmanlar, jeopolitik gerilimlerin küresel tedarik zincirlerinde kalıcı hasarlara yol açabileceğini ve merkez bankalarının faiz indirimlerini geciktirebileceğini belirtiyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin borç yükünü daha da artırabilir.
Dünya Bankası'nın raporu, küresel ekonominin kırılgan bir dönemden geçtiğini ortaya koyuyor. Artan jeopolitik riskler ve enerji arzı belirsizlikleri, uluslararası iş birliği ve yapısal reformların önemini bir kez daha hatırlatıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin kırılganlıklarını azaltmak için kapsamlı politikalara ihtiyaç duyulduğu açık.