Yarın, Türkiye Cumhuriyeti'nin 103. yıldönümü kutlanacak. Ülke genelinde insanlar fener alaylarıyla sokaklara çıkacak, yurttaş olmanın erdemlerini hatırlayacak. Ancak kutlamaların gölgesinde, AKP iktidarının kurduğu Türk tipi başkanlık sisteminde anayasayı çiğneyen kararlar, insanlık onuruna aykırı uygulamalar ve giderek artan baskı ortamı devam ediyor. Cumhuriyet'in temel değerleri ile mevcut siyasi pratikler arasındaki uçurum, 103. yılda da derinliğini koruyor.
Cumhuriyet Kutlamaları ve Fener Alayları
29 Ekim 2023'te Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı büyük bir coşkuyla kutlanmıştı. Aradan geçen üç yılda, her yıl olduğu gibi bu yıl da 29 Ekim'de fener alayları düzenlenecek. Vatandaşlar, ellerinde meşaleler ve Türk bayraklarıyla Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerine bağlılıklarını gösterecek. Etkinlikler kapsamında resmi törenler, konserler ve panel programları planlanıyor. Ancak bu yıl kutlamalar, artan siyasi gerilim ve ekonomik zorlukların gölgesinde gerçekleşecek.
Fener alayları, Cumhuriyet'in ilk yıllarından bu yana süregelen bir gelenek. Halkın Cumhuriyet'e sahip çıkmasının sembolü olarak görülüyor. Bu yıl da özellikle büyükşehirlerde yoğun katılım bekleniyor. İstanbul, Ankara ve İzmir'de çeşitli sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri, halkı fener alaylarına katılmaya çağırdı.
Türk Tipi Başkanlık Sistemi ve Anayasa İhlalleri
2017 referandumuyla kabul edilen ve 2018'de uygulanmaya başlanan Türk tipi başkanlık sistemi, kuvvetler ayrılığını zayıflattığı ve yargı bağımsızlığını ortadan kaldırdığı yönünde eleştiriliyor. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının uygulanmaması, kanun hükmünde kararnamelerle yapılan düzenlemeler ve atama usulsüzlükleri, sistemin anayasal çerçeveyi aştığı iddialarını güçlendiriyor. Son dönemde özellikle ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü alanlarında ciddi kısıtlamalar yaşanıyor.
Muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri, hükümetin anayasanın 2. maddesinde tanımlanan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerinden uzaklaştığını savunuyor. Avrupa Birliği ve uluslararası insan hakları kuruluşları da Türkiye'deki gerilemeye dikkat çekiyor. Ancak hükümet, eleştirileri 'dış güçlerin oyunu' olarak nitelendiriyor ve sistemin istikrar getirdiğini savunuyor.
İnsanlık Onuruna Aykırı Uygulamalar ve Artan Baskı
Son yıllarda, özellikle Kürt meselesi, Alevi hakları, kadın hakları ve LGBTİ+ hakları konularında atılan adımlar, insanlık onuruna aykırı uygulamalar olarak eleştiriliyor. Tutuklamalar, kayyum atamaları, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve barışçıl gösterilere yönelik müdahaleler, uluslararası raporlara konu oluyor. Ayrıca ekonomik kriz derinleşirken, yoksulluk ve işsizlik artıyor; gelir adaletsizliği toplumsal huzursuzluğu körüklüyor.
COVID-19 salgını sonrası dönemde sağlık, eğitim ve adalet sistemlerindeki sorunlar daha da görünür hale geldi. Öğretmen atamalarındaki belirsizlik, sağlık çalışanlarının özlük hakları ve yargıdaki siyasi etki, toplumun geniş kesimlerinde tepkiye yol açıyor. İktidarın 'beka' söylemiyle muhalefeti baskılaması, demokratik tartışma zeminini daraltıyor.
Cumhuriyet Değerleri ve Gelecek Perspektifi
Cumhuriyet'in 103. yılında, kurucu irade olan Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi ile mevcut uygulamalar arasındaki çelişki dikkat çekiyor. Laiklik, eşitlik ve özgürlük gibi Cumhuriyet'in temel ilkeleri, günümüzde yeniden tartışma konusu. Fener alaylarına katılan vatandaşlar, bu değerlere sahip çıkmanın önemini vurguluyor. Ancak kutlamaların ötesinde, kalıcı demokratik kazanımlar için mücadele gerekiyor.
Bağımsız gözlemciler, Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve toplumsal tablonun, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında ciddi bir sınav olduğunu belirtiyor. 2023 seçimlerinin ardından muhalefetin yeniden yapılanma süreci ve toplumsal muhalefetin dinamikleri, önümüzdeki dönemin belirleyicileri olacak. Cumhuriyet'in 103. yılı, hem kutlama hem de hesaplaşma vesilesi olarak tarihe geçebilir.