İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 38. CHP Olağan Kurultayı kapsamında başlatılan soruşturmada önemli bir adım attı. Savcılık, kurultayda oy kullanan tüm delegeler ve birinci derece yakınlarının MASAK raporları, banka hesap hareketleri ve SGK kayıtlarını ilgili kurumlardan resmen talep etti. Bu gelişme, soruşturmanın kapsamının genişlediğini gösteriyor.
Soruşturmanın detayları ve talep edilen belgeler
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu), bankalar ve Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazı yazıldı. Yazılarda, 38. Olağan Kurultay'da oy kullanan tüm delegelerin ve bu kişilerin birinci derece yakınlarının (eş, çocuk, anne, baba) mali ve sosyal güvenlik verilerinin istenmesi talimatı verildi. Talep edilen bilgiler arasında şunlar yer alıyor: MASAK tarafından hazırlanan şüpheli işlem bildirimi ve mali analiz raporları; delegeler ve yakınlarının son beş yıla ait banka hesap dökümleri, havale ve EFT kayıtları; SGK nezdindeki sigorta giriş-çıkışları, prim ödeme bilgileri ve işyeri kayıtları. Savcılık, bu verilerin usulsüz oy kullanma, örgütlü suç veya yolsuzluk iddialarının aydınlatılmasında kritik olduğunu değerlendiriyor.
Bağlam ve arka plan
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı, 4-5 Eylül 2021 tarihlerinde Ankara'da yapılmış ve genel başkanlık seçimine sahne olmuştu. Kurultayın ardından bazı iddialar gündeme gelmiş, usulsüzlük yapıldığı yönünde ihbarlar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma kapsamında daha önce bazı delege listeleri ve oy pusulaları incelenmişti. Bu son talep, soruşturmanın finansal boyutunun da araştırıldığını ortaya koyuyor. Siyasi kulislerde, bu gelişmenin CHP içindeki muhalif kanat ile yönetim arasındaki gerilimi artırabileceği yorumları yapılıyor. MASAK kayıtlarının özellikle kurultay öncesi ve sonrası yapılan para transferlerini gün yüzüne çıkarması bekleniyor. Konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama gelmezken, soruşturmanın seyri merakla takip ediliyor. Bağımsız hukukçular, bu tür taleplerin kişisel verilerin korunması açısından hassas olduğunu, ancak kamu yararı ve adalet arayışı dengesinin gözetilmesi gerektiğini vurguluyor.