TBMM Genel Kurulu'nda yarın görüşülecek olan ve kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, hukukçuların yoğun eleştirileriyle karşı karşıya. Pek çok hukukçu, teklifin asıl amacının mevcut sorunları çözmek değil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi önünü açmak olduğunu öne sürüyor. Teklifin yasalaşması halinde Meclis tatile girecek.
Hukukçulardan ortak tepki: "Amacı belli"
Çeşitli hukuk dernekleri, akademisyenler ve emekli yargıçlar, teklifin içeriğine ve usulüne ilişkin ciddi kaygılarını dile getiriyor. İmza metinleri, basın açıklamaları ve sosyal medya paylaşımlarıyla gündeme gelen eleştirilerde, teklifin "olağanüstü hal yetkilerini genişletme" ve "yürütmeyi güçlendirme" amacı taşıdığı vurgulanıyor.
Bir grup hukukçu tarafından hazırlanan ortak açıklamada, "Bu düzenleme, toplumsal sorunları çözmek bir yana, tek adam rejimini pekiştirmeye yöneliktir. Maddelerin büyük bölümü, mevcut yasalarla çelişmekte ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır" ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, teklifin Meclis'te yeterince tartışılmadan, komisyonlarda hızla geçirilmeye çalışılmasının da demokratik meşruiyeti zedelediği belirtildi.
Teklifin ayrıntıları ve endişe yaratan maddeler
Basına yansıyan taslak metne göre, teklif; toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmek adına çeşitli idari tedbirler, yeni suç tipleri ve idari yaptırımlar öngörüyor. Ancak hukukçular, özellikle belirsiz ifadeler içeren maddelerin keyfi uygulamalara yol açabileceğini vurguluyor.
Örneğin, "kamu düzenini bozma" ve "toplumsal barışı tehdit etme" gibi kavramların net bir tanımının yapılmaması, ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü açısından büyük risk oluşturuyor. Hukukçular, bu tür muğlak ifadelerin, iktidara muhalif her türlü eylemi suç sayma imkanı tanıyabileceğine dikkat çekiyor.
Emekli yargıç Ayşe Yılmaz, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Düzenleme, olağanüstü hal döneminde bile tartışılan yetkileri, olağan dönemde iktidara veriyor. Bu, hukukun üstünlüğüne vurulmuş en büyük darbedir" dedi. Yılmaz, özellikle teklifin geçici maddelerinin, geçmişe dönük yargılamaların önünü açabilecek nitelikte olduğunu savundu.
Meclis tatile girecek, zamanlama tartışılıyor
Teklifin bir an önce yasalaştırılıp Meclis'in tatile girmesi bekleniyor. Muhalefet partileri, bu durumun teklifin üzerinde yeterli tartışma yapılmadan geçirilmesine neden olacağını belirterek, sürecin aceleye getirildiğini eleştiriyor.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, "Bu teklif, toplumun sorunlarını çözmek için değil, iktidarın dört bir yanını güçlendirmek için hazırlanmıştır. Meclis tatile girmeden önce bu düzenlemeyi geçirerek, yaz aylarında yaşanacak toplumsal tepkileri bastırmayı hedefliyorlar" ifadelerini kullandı.
Kamuoyunda da geniş yankı bulan teklifin, sendikalar, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından da protesto edilmesi bekleniyor. Birçok sivil toplum örgütü, teklifin geri çekilmesi için imza kampanyaları başlattı.
Hukuk devleti ilkesi tehlikede
Uzmanlar, bu tür çerçeve yasaların yasama tekniğine aykırı olduğunu, hukuki öngörülebilirliği ortadan kaldırdığını ve yargı bağımsızlığını zedelediğini ifade ediyor. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, "Hukuk devleti, yasaların belirli ve öngörülebilir olmasını gerektirir. Bu teklif, gelişigüzel hazırlanmış maddelerle hukuku işlevsiz hale getirecektir" şeklinde konuştu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına da atıfta bulunan hukukçular, teklifin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) aykırı olduğunu, özellikle ifade özgürlüğü ve örgütlenme haklarını ihlal ettiğini savunuyor.
Sonuç: Toplumsal mutabakat yerine kutuplaşma
Kritik süreçte, hukukçuların ve muhalefetin tüm uyarılarına rağmen teklifin yasalaşma ihtimali yüksek görünüyor. Ancak bu durum, toplumsal mutabakatı daha da zedeleyecek, kutuplaşmayı artıracak ve Türkiye'nin uluslararası itibarını olumsuz etkileyecek gibi.
Bir metin düzenlemesiyle değil, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla ve hukukçuların görüşleri alınarak hazırlanacak kapsamlı bir toplumsal uzlaşıya ihtiyaç olduğu açık. Aksi takdirde, bu tür düzenlemelerin ülkeye faydadan çok zarar getireceği, ilerleyen dönemde daha büyük sorunlara yol açacağı değerlendiriliyor.