Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye'nin müttefikleriyle karşılıklı fayda temelinde geliştirdiği ilişkilerle bölgesel ve küresel barışa katkı sunarken, ekonomik diplomasisini de kararlılıkla ileri taşıdığını ifade etti. Bolat, Türkiye'nin NATO içindeki aktif rolüne dikkat çekerek, ittifakın sadece güvenlik değil, aynı zamanda ekonomik iş birliği için de önemli bir platform olduğunu vurguladı.
Bolat: NATO Zirvesi'nde Türkiye'nin Görüşleri Dinlendi
Bakan Bolat, zirvede Türkiye'nin savunma sanayii, ticaret ve yatırım konularındaki beklentilerini dile getirdi. Özellikle savunma sanayiinde yerli üretimin artırılması ve dışa bağımlılığın azaltılması hedefleri doğrultusunda müttefiklerle iş birliğinin güçlendirileceğini belirten Bolat, 'NATO, sadece askeri bir ittifak değil; aynı zamanda üye ülkeler arasında ekonomik entegrasyonu da teşvik eden bir yapıdır. Türkiye olarak bu entegrasyondan en üst düzeyde faydalanmayı hedefliyoruz' dedi.
Zirvede ayrıca, küresel ticaretteki korumacılık eğilimlerine karşı ortak adımlar atılması gerektiği vurgulandı. Bakan Bolat, Türkiye'nin serbest ticaret anlaşmaları ve gümrük birliği gibi mekanizmalarla ekonomik diplomasisini çeşitlendirdiğini söyledi. Bu bağlamda, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve yeni pazarlara erişim konularında müzakerelerin sürdüğünü ifade etti.
Türkiye'nin Ekonomik Diplomasi Hamleleri
Türkiye, son yıllarda Afrika, Orta Asya ve Latin Amerika gibi bölgelerde ticari ataşelikler ve yatırım teşvikleriyle ekonomik nüfuzunu artırmaya çalışıyor. Bakan Bolat, 'Ekonomik diplomasi, dış politikamızın ayrılmaz bir parçasıdır. Sadece NATO değil, diğer uluslararası platformlarda da ülkemizin çıkarlarını korumak ve yeni iş birlikleri geliştirmek için yoğun çaba harcıyoruz' dedi.
Uzmanlara göre, Türkiye'nin jeopolitik konumu ve büyüyen savunma sanayii, ekonomik diplomasisinde önemli bir kaldıraç görevi görüyor. Özellikle İHA/SİHA ihracatı ve savunma alanındaki teknolojik ilerlemeler, Türkiye'yi küresel arenada daha güçlü bir aktör haline getiriyor. Bu durum, ülkenin ticaret hacmini ve dış yatırım çekme kapasitesini de olumlu etkiliyor.