ABD ile İran arasında nükleer müzakereler çerçevesinde yürütülen mutabakat süreci, karşılıklı askeri operasyonlarla derin bir çatlağa sürüklendi. ABD güçleri, İran'a ait füze depolarını hedef alırken, Tahran yönetimi bölgedeki Amerikan üslerine misilleme saldırıları düzenledi. Bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı'ndaki hâkimiyet mücadelesini yeniden alevlendirdi.
Mutabakatın Çöküş Süreci
ABD ve İran arasında aylardır devam eden dolaylı müzakereler, tarafların birbirlerine yönelik güven eksikliği nedeniyle kırılgan bir zeminde ilerliyordu. Son haftalarda, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve ABD'nin yeni yaptırımlar açıklaması, tansiyonu yükseltti. Mutabakatın sağlanmasına ramak kala yaşanan füze saldırıları, süreci tamamen raydan çıkardı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, söz konusu füze depolarının “yakın tehdit” oluşturduğu gerekçesiyle imha edildiği belirtildi. İran ise saldırılara karşılık olarak, Basra Körfezi'ndeki ABD deniz üslerine balistik füzelerle saldırdığını duyurdu.
Hürmüz Boğazı'nda Yeniden Gerilim
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. ABD-İran çatışmasının odağındaki bu bölge, son günlerde askeri hareketliliğin en yoğun olduğu nokta. İran Devrim Muhafızları, boğazdaki kontrolünü artırmak için sürat botları ve mayın döşeme gemileriyle devriye görevlerini sıklaştırdı. ABD Donanması ise uçak gemisi ve muhriplerini bölgeye sevk ederek caydırıcılık sağlamaya çalışıyor. Uzmanlar, taraflar arasında doğrudan bir çatışma riskinin düşük olduğunu ancak “vekalet savaşları” yoluyla gerilimin derinleşebileceğini ifade ediyor. Umman ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri, tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunsa da, henüz somut bir ilerleme kaydedilmiş değil.
Bağımsız analizlere göre, ABD-İran mutabakatının çökmesi, Orta Doğu'da yeni bir güç dengesizliği yaratabilir. İran'ın nükleer programı üzerindeki kısıtlamaların kalkması, bölgesel silahlanma yarışını tetikleyebilir. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nda olası bir tıkanma, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişlere yol açabilir. İki ülke arasındaki bu gerginlik, sadece ikili ilişkileri değil, uluslararası güvenlik mimarisini de derinden etkileme potansiyeli taşıyor.